burada çeşitli görüşler var. sırasıyla gelen görüşleri yazacak olursak:

1- sanat belli bir zümre'ye aittir - ya da kurumsal oluşumun unsurlarına aittir (magnum vb. kuruluşları gibi)
bu bağlamda buralardan çıkan her şey doğrudur, güzeldir ve "sanattır"

2- fotoğraf makinası'ndan çıkan her ürün sanattır. bu bağlamda çekilen konu ne olursa olsun,
sonuçları ne olursa olsun iyi ya da kötü, kimin çektiği hiç farketmez, bilgi birikim de yok sayılarak çıkan ürüne "sanat" deniyor.

3- bazı arkadaşlar da hem "sanattır" hem de "bazıları sanat değildir" diyor... (kendileri de emin değil galiba)

4- fotoğrafın sanat değil teknik bir olgu olduğuna inanan kişiler vardır: benim gibi...

bu görüşler ışığında konuyu masaya yatıracak olursak;
öncelikle "sanat" konusu, matematiksel bir sonuç değildir. 2+2=4 gibi elimizde net veriler yoktur.
ben tomasso albinoni'yi dinlerim, siz mustafa sandal'ı dinlersiniz (örnek olarak veriyorum)
siz noise'li fotoğraf ortaya koyarsınız, çekilen her siyah beyaz fotoğrafı on numara kabul edersiniz, ben etmem.

bu tip yargıları örnek olsun diye veriyorum.
insanlar bir eseri oluştururken ortaya bazı sonuçlar çıkar: bu sonuçlar arasında tuna'nın da bahsetmiş olduğu gibi,
bilgi, birikim, kültür, algı, anlayış, araç, amaç, sonuç gibi kavramlar.
(ki, ben de zaten bunu savunuyorum; bunlar olmadan yapılan her iş eksiktir, yarımdır)

bu kavramlar var olan eseri (sanat eseri demiyorum) bir üst kimliğe taşır ya da taşımaz.
taşıyıp taşımaması bir insiyatif değildir, yani bunu siz bilinçli yapmazsınız.
örneğin sanatsal birikiminiz vardır, çok iyi fotoğrafçısınızdır, hatrı sayılır bir background'unuz da vardır
fakat bunlar da sizi sanatçı yapmaya yetmeyebilir.

bu bağlamda;

bir tekniğin, bir yapıtın sanatsal kimliğe bürünmesi için belli başlı bazı kriterler vardır.
(ve ne yazık ki sanatta bu böyle işler)
sözlüklerde, kamuslarda yazan "sanat" tanımlarını bir kenara bırakmak gerekiyor
çünkü reel hayatta bu böyle işlemiyor dostlar kusura bakmayın.
bir eserin "sanatsal" kimliğe sahip olması için belli başlı sanat çevrelerince kabul görmüş olması gerekiyor.
onlar tarafından kritiklerinin yapılmış olması gerekiyor.
bu işin çok yüzeysel gibi görünen ama önemli bir kısmıdır.
örneğin yazdığınız bir kitap, kitap eleştirmenleri tarafından eğer değerlendirilmişse, (kötü değerlendirme bile olsa)
bu yazar için iyi bir şeydir. velev ki kitap göklere çıkartılsın, işte o zaman kendinize o dünyada bir yer bulabilmişsinizdir.
picasso'nun son dönem çalışmalarını eleştirebilirsiniz ama
background'una baktığınız zaman çok güzel, sürreal, gerçeğe çok yakın portre çalışmalarını da görebilirsiniz.
sanat, kendi içerisinde kendi üslubunu bulabilir, hatta değiştirebilir de üslubunu.
picasso'nun son dönem tablolarında birbiriyle uyumsuz kafa, kol, kocaman eller, ayaklar, kafalar gibi portrelerinin olması
tamamen bir üslup arayışının neticesidir.
dali deli miydi? evet deliydi, ama bilinçli bir deliydi, ne yaptığını biliyordu...


fotoğrafta da durum çok farklı değil. benzer bir görüş hakim.
fakat fotoğrafı diğer sanat dalllarından ayıran bir nokta var: herkesin fotoğraf makinası var.
yani iyi bir ressam olmak için bütün boyaların kokularına kadar bilmek zorundasınız.
çala kalem fırça ile sanat icra edilmez mesela.
bir alt yapısı olmak zorunda çıkan eserin.
ya da çok muazzam bir yetenek olmak zorundasınız.
bunlar da yetmiyor tabii...
sanatsal eserler var olduğu çağlardan çağlar ötesine seslenen unsurlardır.
bu unsurlar var olduğu zaman içerisinde, "bu eser 300 yıl sonra şu kadar değerlenecek" diyerek yapılmıyor.
zaman içerisinde sanatsal kimlik varolan o esere lütfediliyor.
fakat burada fotoğraf makinasından çıkan her fotoğrafa sanat dersek, "sanat"a ayıp etmiş oluruz diye düşünüyorum.

diğer görüş; "bazıları sanat, bazıları değil"
kime göre, neye göre?
2+2 gibi net olmayan koşullar içerisinde doğru sonuca varmaya çalışmak bir hata...
çünkü yaklaşım ve değerlendirmeler tamamen öznel'dir.
tabii, bir de şu nokta var: bir şeyin sanat olup olmadığı yargısına varmak için çok ciddi bir sanatsal birikime sahip olmak lazım.

fotoğraf'a sanat demek benim kanımca, ortaya çıkan her ürünü sanatsal bir kılıfa sokma adına işin kolaya kaçılan kısmı, adı...
bir zaman, bir şair ile yapılan röportajı okudum... arkadaş şöyle demiş röportajında: "askerden geldim, ne yapacağımı bilmiyordum, şair oldum"
bu mu yani?
ne yapacağınızı bilmiyorsunuz, e, bari elime fotoğraf makinası alayım: sanatçı desinler....
tarihin hiç bir devrinde bir sanat bu kadar kolay icra edilmemişti...
pardon, sanat dedim...
allahım affet...


Alıntı tunapala Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Mustafa;

Fotografta olmayan bir seyin fotografi cekilemez mi? yoklugun mesela veya gercek degistriilip ureticinin algisindan gectigi gibi sunulamaz mi? Fotograf sadece pozitif alanlarin degil negatif alanlarinda bir sunumu degilmidir? Bu noktada eger ureticinin algisinin filtresinden gecmesi yansimanin yansimasinin degilde yansimanin algilanmasini sunmazmi. Algilama farkli olacagi icin her sunulan gercekten ve/veya en azindan bizim gercegimizden farkli olmaz mi. Gercegin disina cikildiginda olusan uretim de fotograf degilmidir?
abi bu yazdığına en güzel örnek "bu bir pipo değildir" isimli çalışma olsa gerek.
gerçek ve algı...
bu da aslında felsefenin konusudur.
gördüğümüz gibi, ressam, yazar, fotoğrafçılar da felsefik bir bilgi, birikim ve kültür'e de sahip olmalı.
bir pipo resmi yapıp duvara asmak farklı bir şeydir,
bir pipo resmi yapıp duvara astıktan sonra altına, bu bir pipo değildir yazmak farklı bir şeydir.
bu şekil bir öngörüde gerçek ve gerçeklik algısı tamamen zıt yönde hareket edebilir...
bunları zaten yazmıştım hatırlarsan...
bu konuda zıt düşeceğimiz bir nokta yok.
eğer bir felsefeciye hem de hatrı sayılır bir felsefeciye, 200 sayfalık kitap yazdıracak kadar bir eser ortaya konsun
ben orada düğmemi ilikler o eseri icra eden kişinin ellerinden öperim.

yani kısaca, genel anlamda düşüncelerimi toparlayacak olursak:

ben, fotoğraf makinasından çıkan her ürünü fotoğraf olarak kabul etmekle birlikte, fotoğraf makinasından çıkan her ürünü de sanat olarak kabul etmemekteyim.
sanatta aristokrasi kavramına şahsen inanıyorum.
sanat zaten belli bir zümre'ye hitabetmiştir her zaman için. tarih boyunca bu böyledir.
sen sokaktaki 100 kişiden 10 kişiye hitabediyorsundur mesela.
bir şair de öyle hatta çok daha az, belki bir iki kişiye ancak hitabediyordur o da şansılysa...
yani bu kadar az bir zümreye hitabediyorken,
bu işi yapan kendilerine "sanatkar" diyen insanların sayısının bu kadar çok olması, biraz garip gelmiyor mu sana abi?

bir örnek daha vereyim:

nahhatlık diye bir kavram vardır. yani oyma ve kabartma...genellikle ağaç olmak üzere taş üzerine de oyma vs. yapan kişilere verilen isimdir.
ciddi bir sanatkarlık ister. bir dönem yaptım bunu... o işte sanatkar olamadım, ne yazık ki... fakat o işte nasıl sanatkar olunabileceğini çok iyi öğrendim.
örneğin sen tahtayı koklayarak nasıl bir cins tahta olduğunu anlarsın. hangi tahtanın içinde görünmez damar vardır yoktur bunu o işi yapan usta çok iyi bilir.
o tahtayı fırına nasıl vereceğini hangi ağacı hangi fırında ne kadar süre hangi derecede tutacağını çok iyi bilir... o çekici keskiye öyle narin vurur ki, zannedersin ki tahtayı hiç incitmeyecek...
şimdi bunu yapan makinalar var... autocad'e aktarıyorsun hat yazısını, cnc makinası sana o çizimi ağaç üstüne çiziyor... işte o insanlara sanatkar gözüyle bakmıyor kimse abi...
bunu not olarak düşeyim istedim.

ve bu not ile beraber; eğer bir makina ürünü varsa ortada insanların ona neyi kattığının çok büyük bir önemi yok.
ortaya çıkan o makinaya aittir çünkü tamamen makina marifeti vardır.

Alıntı tunapala Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Ayrica Orada olmadan fotograf cekilemezmi? Mesela google earth un ozelligini kullanarak sokakta gezsem su an istanbulda ve bir kare capture etsem bu fotograf olmaz mi?
evet teknik olarak fotoğraf olur, ama senin fotoğrafın olmaz abi....
abi ben zaten fotoğraf makinasından çıkan her ürünün "fotoğraf" olduğunu zaten söylüyorum...
eksikleriyle, kusurlarıyla, kadraj, kompozisyon, enstantene, diyafram gibi noksanlıkları olsa dahi fotoğraf makinasından çıkan her ürün bir "fotoğraftır"
burada konuşulacak konu sadece iyi bir fotoğraf olup olmadığıdır.

bir gün bir arkadaş aradı beni...
"abi, şu şair'i biliyorsun değil mi? evet çok iyi biliyorum... dedim... benim şiirimi eleştirdi dedi... nasıl eleştirdi dedim, "yerden yere vurdu abi" dedi"
ama arkadaş bunu büyük bir heyecanla ve mutlulukla söylüyordu...

artı bir nokta

herkese iyi günler