Merhabalar;
Oncelikle sabah oldu kalktim daha yeni goruyorum. Aksam olup eve gidip daha yeni gorecek bir coklari oldugu gibi. Dolayisi ile verilen onemi gormek acisindan biraz aceleci bir tepki verdigini dusunuyorum sevgili Vefa.
Ancak unutulmamali ki genel ve populer konular insanlarin daha cok ilgisini ceker. Simdi sen gelmis burada edebi diyorsun, dile hakimiyet diyorsun, kendinizi gelistirin diyorsun vs...
Yahu sevgili dostum biz otobusun onundeki yaziyi okumaya usenip sofere soran bir milletiz. Bunun degismesine daha cok var. Hayatimida Televizyon gibi bir cihaz bu kadar yer kapladigi surece daha cok zamanimiz var. Dolayisi ile malesef beklentileri cok arttirmamak gerekiyor.
Ayrıca ben bir fotogarf cekip, kimse ilgilenmediginde kabahati kendimde ararim. Neyi, nerede yanlis yaptimda kimse ilgilenmedi. Ne eksik bu fotografta. Bizler bazen up uzun yazilarimizla insanlari korkutuyor olabilir miyiz? Yada onlara ulasamiyorsak sebebi ne? Bunlarida dusunmek gerekir. Hatali oldugundan degil yanlis yontemden kaynakli olabilir mi bunun sebebi?
Hep soylerim, usenmem gene soylerim: "Biz yazi ile iletisim kuruyoruz. Yazilarimizin mimikleri, gulumsemeleri, ses tonlari yok. Yan yana gelen kara kuru karakterler. Bu karakterlerin olusturdugu anlamin yanlis anlasilmamasi icin mutlaka dogru sozcukler kullanilmali, yazilan gonderilmeden evvel iki sefer okunup, iki sefer dusunulmeli. Ayrica okuyan insan oncelikle karsisindakinin iyi niyetli oldugunu dusunmeli"
Eski ve yeni kelime kullanimina gelirsek. Dil dinamiktir, degisir. Bugun hic birimiz oz Turkce konusup yazmiyoruz mesela. Icerisinde farsca, arapca, italyanca, fransizca da dahil olmak uzere pek cok dilden etkiler var. Pantalon diyorsunuz mesela fransizca, televizyon ingilizce, fotograf latince, Bi'tteessüf arapca vs... Dolayisi ile dilin degismesinden yana hayiflanmak beyhude. Ancak bu degisen dilin oz guzelliklerini kayip etmemesi icin dile hakim olan kisilerin yazdiklari yazilar, konustuklari sozler ile yon vermesi gerekir.
Insanlik tarihinde, ki buna Osmanli'da dahil, halk hic bir zaman cok edebi konusmadi. Edebi dil ile gunluk konusma dilinin arasinda her zaman mesafe bulundu. Halklar gunun populerligine ve karsilikli sosyal, ticari ve benzeri iliskide bulunduklari toplumlara gore hareket etti. Osmanlinin ilk doneminde Arap yarimadasi ile olan iliskiler dile buradan zenginlik katarken, Avrupaya ecmesi farkli bir yon verdi. Turkiye'nin bugun Bati ulkeleri ile iliskisi de Ingilizce'nin etken olmasina vesile oldu.
Yazdiklarim biraz yuzeysel oldu bunu kabul ediorum ancak ben bir dil bilimci veya edebiyat terihcisi degilim. Mutlaka bu alanda egitim alan dostlar daha iyi aciklayacaktirlar. Uzun lafin kisasi dil degismektedir ve degisecektir. Bunun onune gecmek mumkun degildir. Herkes edebi konusmak ve yazmak zorundada degildir. Edebi kismina bu kadar hakim olabilsem fotografciligin yaninda yazarlik da yapardim sanirim.
Ancak edebi olsun veya olmasin tum yazilarimizda dikkatli ve olculu olmali, anlamini degistirabilecek, yanlis anlamaya mahal verebilecek kelime dizilerinden kacinmaliyiz. Once kendimizi kontrol etmeli, sonra karsimizdakinin iyi niyetine inanmaliyiz.
Sevgiler ve Saygilar.


146Likes
LinkBack URL
About LinkBacks








Alıntı ile Cevapla