Göktuğ haklısın şimdi gördüm. Fil ayakları da var sanırım.

Ben de birkaç çözümleme yapayım.

Tarihte bilinen ilk paradoks
******************************
Epimenides paradoksu: ”Bütün Giritliler her zaman yalancıdır” ( Epimenides bir Giritlidir.) Öyleyse bu söz doğru mudur, yanlış mıdır?
Bu söz yalan değil yanlıştır. Bütün giritliler yalancı değil belli bir kesim ve Epimenides yalancıdır.

Peki, buna ne dersiniz?

**********************
Euplides, hiçbir zaman bir “kum yığını” oluşturulamayacağını iddia etmiştir. Çünkü bir kum tanesi, “yığın” değildir. Yanına bir tane daha koyarsak yine yığın oluşmaz. “Kum yığını” olmayan bir şeyin yanına (veya üzerine) kum tanesi koymakla yığın elde edemeyeceğimize göre Hiçbir zaman “kum yığını” oluşturamayız.

Kum adet olarak ölçülemez. Genelde sıvı olan maddeler gibi ölçülmeye çalışılır. Yani şöyle diyeyim. Kendinden hariç bir kabın içerisine konulduğunda onun şeklini alabilen bir madde ise ve değişime uğramıyorsa o maddeler adet şekliyle ölçülemezler. Bu yüzden burada kum yığınındaki kum tanesi adedini saymak anlamsız olur ve paradoks olmaktan çıkar.
Biraz karışık oldu ama anlatacak kelimleri seçmek zor oluyor.

Ne olacak berberin hali?
*************************
Bir berber, bulunduğu köydeki erkeklerden, yalnızca kendi kendini tıraş edemeyen erkekleri tıraş ediyor. Berberi kim tıraş edecek?
Berberin dükkanı başka köyde olabilir. Ama aynı köyde oturuyorsa berberin kendini tıraş edemediğini kim söyledi.

…. ve işte kaplumbağayı geçemeyen ünlü Aşil? Ama nasıl?
************************************************** *
Yunan kahramanı Akhilleus’un kaplumbağa ile bir yarış yaptığını hayal edelim. Çok iyi bir koşucu olduğu için Akhilleus kaplumbağa’nın belirli bir mesafe, örneğin yüz metre, ileriden başlamasına izin verir. Eğer her ikisinin de sabit hızlarda koştuğunu düşünürsek (biri sabit yüksek bir hızda, diğer sabit düşük bir hızda), belirli bir süre sonra Akhilleus yüz metre koştuğunda, kaplumbağanın başladığı yere gelmiş olacaktır; bu süre boyunca kaplumbağa da küçük de olsa belirli bir mesafe ‘koşmuştur’, örneğin 1 metre. Akhilleus bir süre sonra bu mesafeyi de tamamladığında, o süre zarfında kaplumbağa yine küçük de olsa bir mesafe ilerlemiş olacaktır ve bu böyle devam edecektir. Böylece, Akhilleus ne zaman kaplumbağanın varmış olduğu bir noktaya varsa, daha hâlâ gitmesi gereken bir mesafe kalmış olacaktır. Bu nedenle Zenon Akhilleus’un kaplumbağayı hiçbir zaman geçemeyeceğini söylemiştir.

Yarışı zamanlama ile mi yoksa mesafe ile mi yapılıyor. Bir ölçüt koyulamadığı için bu bir paradoks olarak kalıyor. Yani yarış 150m ile sınırlandırılsaydı kim kazanırdı değil kim kimi geçecek diye sorulmuş. Bunu bilmek imkansızdır. Ama koy bakalım bir ölçü kim kimi geçiyor.

Fizikçiler çıldırdı mı ne?
**************************
Hem bu yönde hem o yönde
‘Karşı konulamaz bir kuvvet, kımıldatılamaz bir kütle ile karşı karşıya geldiğinde ne olur? Bu bir paradoks. Çünkü kuvvet galip gelirse, o karşı konulamazlığını korurken, kütle kımıldatılamaz olmaktan çıkar. Aksi halde, kütle kımıldatılamazlığını korurken, kuvvet karşı konulamaz niteliğini yitirir. Aslında böyle birer kuvvet ve kütlenin var olması, kuramsal olarak mümkündür. Ne diyor bu fizikçiler?
Bu şu sorunun bir başka versiyonu, ya da benim söylediğim sizin kinin bir başka versiyonu.
Allah büyüktür. Peki allah kendinden daha büyük ve kaldırması imkansız bir taş yaratabilir mi? Yaratırsa bu taşı kaldırabilir mi? Soru saçma ama karşımıza çıkıyor.
Kuvvetle kütle paradoksunun cevabı, fizikte böyle bir olay olmadığı için imkansız diye bir şey yoktur cümlesi türemiştir. Karşıkonulamaz bir kuvvet bizim aklımızın algılayamayacağı bir şeydir, Kımıldatılamaz kütle ise yine aynı, Dünya da var mı böyle bir kütle ve fizik kurallarına sığıyor mu? Tabi ki yok ve hayır.