CT İstanbul Avrupa Yakası Üyesi
Status
Offline
3. GÜN
3.gün ziyaret yerimiz Plaça Espanya meydanı, Museu Nacional d'Art de Catalunya ve civarıydı. Yine otelimizin önündeki Glòries durağından metroya binerek direkt aynı adı taşıyan Espanya durağında indik. Duraktan çıkınca zaten direkt Plaça Espanya meydanına çıkıyorsunuz. Bu meydanda aynı zamanda Centro comercial de Las Arenas adlı bir alışveriş ve gösteri merkezi de var. Aerobus otobüslerinin ikinci durağı da burası oluyor. Yani havalimanından şehir merkezine gelirken ve şehir merkezinden de havalimanına giderken bu meydanda durarak yolcu alıyor ya da indiriyor.

Oldukça yoğun trafiğin ve insan kalabalığının olduğu bir meydan burası. Biraz da haftasonu olmasından ötürü herkes sokaklardaydı. Bölgede bir de fuar alanı vardı. Ne fuarı olduğunu anlamadık ancak fuara giren her neredeyse tüm bayanların fotoğraflardaki gibi giyinip, çeşitli kılıklara girdiğini gördük.


İnanılmaz da bir kuyruk vardı içeri girmek için. Biz yolumuza devam edip Museu Nacional d'Art de Catalunya’ya girecektik. Font Màgica de Montjuïc yanında fotoğraf falan çektik. Bu havuzda akşamları çeşitli ışık oyunlarıyla birlikte gösteri oluyormuş. (detaylı resimler için: https://www.google.com.tr/search?q=F...w=1366&bih=667)
Müzeye girmek istediğimizde giriş ücretinin kişi başı 25 euro olduğunu öğrenince girmekten vazgeçtik. Yukarıdan sağı solu fotoğraflayıp cerveza’mızı yudumladık. Köpükten balon yapan çek asıllık Thomas ile tanıştık.






Bu müzeye doğru ilerlerken, yani müzeyi karşınıza aldığınızda sağa doğru giden bir cadde göreceksiniz. Bu caddenin adı Avinguda de Francesc Ferrer i Guàrdia ve bu caddeden yürüyerek 5dk mesafe sonra Poble Espanyol’a ulaşabilirsiniz. Poble Espanyol sonradan tasarlanmış küçük bir ispanyol köyü. İçeri giriş kişi başı 11 euro. Biz girmeye gerek görmedik. Size de tavsiye etmem pek. Içeride bir şey yok.

Aynı zamanda şunu da belirteyim Poble Espanyol’un hemen karşısında yani Avinguda de Francesc Ferrer i Guàrdia caddesi üzerindeki otobüs durağından 150 numaralı otobüse binerek Montjuïc Castle’a ulaşabilirsiniz. Hatırlarsanız bizim teleferikli ve oldukça pahalıya patlayan bir deneyimimiz olmuştu buraya ulaşmak için.
Dönüşte sırasıyla once Basilica of Santa Maria del Mar, oradan da Barcelona Plajlarından biri olan San Sebastian’a uğradık. Basilica of Santa Maria del Mar’a gitmek için metronun sarı L4 hattına binerek Jaume I adlı durağından inmeniz gerekiyor. Plaj için ise bir durak sonrası olan Barceloneta durağından inilecek.



ileride gördüğünüz W Hotel’in gecelik konaklama bedeli 600 euro’dan başlıyor.

4. GÜN
Dördüncü ve son günkü rotamız Tibidabo’ydu. Tibidabo bir dağın tepesine konuşlanmış şato mimarili bir kilise. Bu kilise bir dağın tepesinde olması sebebiyle Barcelona şehrinin her yerinden görülebiliyor. Gidişi fazla zahmetli değil ama bize biraz pahalıya patladı. Size ucuza gelmesi için tüyolar vereceğim. Buraya gitmek için öncelikle Plaça de Catalunya metro durağından kahverengi L7 numaralı hatta sahip metroya biniyorsunuz. Bu metro diğer metrolardan biraz farklı. Daha modern, ferah ve yeni. Sanırım yeni de yapılmış bir hat. İneceğiniz durak ise Tibidabo. Eğer 3-4 kişilik bir ekipseniz size tavsiyem indikten sonra hemen metro çıkışındaki taksilere binerek tibidabo’ya ulaşmanız en ekonomik olacak. En fazla adam başı 3-4 euro verirsiniz taksiye. Biz ise şu şekilde gittik. Metrodan indikten sonra tam karşıda bir tramway hattı var.

kişi başı 7 euro veriyorsunuz yaklaşık 10dk süren bir yolculuktan sonra size bir yerde bırakıyor. O noktadan sonra da 9 euro daha vererek bir finiküler sisteme binerek tibidabo’ya ulaşıyorsunuz.
Biz tibidabo’ya ulaştığımızda hava gayet güzel, güneşli ve sıcaktı. Ancak yaklaşık 1 saat sonra birden soğudu ve bulutlar aşağı inerek ilginç bir görüntü oluşturdu. Bu arada kiliseye giriş ücretsiz. (Buna baya şaşırmıştık)


Bölgede bir de lunapark var



Civardaki evlerin yapılarından, oturanların sosyoekonomik durumlarının gayet iyi olduğunu hemen anlıyorsunuz. Evlerin bile şatovari yapıları var
hava soğuyunca oradaki bir café’ye attık kendimizi. Carveza içtik, biraz ısındıktan sonra La Rambla’ya döndük. Karnımız acıkmıştı ve ara sokaklarda yemek yiyebileceğimiz yer ararken tekrar kendimizi Plaça Sant Jaume’de bulduk. Orada gezinirken 3 tane fıstık gibi belarus’lu hatunlarla tanıştık. 3’ü de minsk’te bir telekomünikasyon şirketinde çalışıyorlarmış. Kısa bir tatile gelmişler. Onlara karnımızın acıktığını ve yemek yiyeceğimizi söyledik ve bizimle gelmek isteyip istemediklerini sorduk. Kabul ettiler. Plaça Sant Jaume’ye doğru gelirken bir cadde üzerinde dışarıdan görünüşü hiç de fena olmayan bir yer görmüştük. Kızlarla birlikte girdik mekana. Burası barcelona’nın belkide en iyi tapasçısı. Buraya La Rambla’daki KFC’nin sokağından giriyorsunuz. Yaklaşık 50 mt. ileride sağ kolda görebilirsiniz. Mekanına adı Orio"Gastronomia Basca" – Barcelona. Tam 25 çesit tapasları var. Üstelik yeni çıkardikları an masa masa gezip ikram ediyorlar. Sıcak sıcak yiyorsunuz. Sangria'ları bir değişik, içinde sadece limonlari görebiliyorsunuz, Diğer meyveler taze sıkılmış olarak sangria'nin içinde. Siz canınız istedikçe kalkıp tabaklardan alıyorsunuz, hesabı isteyince eleman gelip kürdanları sayıp öyle fiyat çıkarıyor. Fiyatlar şöyle; tapaslar, dilim başı 1,5 euro. Sangria bardağı 4 euro. Cerveza 5 euro Mekanın web sitesi: ORIO GASTRONOMIA VASCA
kızlarla mekandan çıktıktan sonra hep beraber limandaki meramagnum’a alışverişe gittik. Kızlara da bir kaç takı, cüzdan hediye aldıktan sonra limandaki ikinci el antika eşyalar satan pazarı gezdik. Hava birden soğuyunca kızlar üşüdüklerini söyledi, soluğu hard rock café’de aldık. Değişik kokteyller denedik, benim kafam çakır olunca orada çalışan elemana elimdeki boş kokteyl bardağını gösterip hey jonny. one more please! diye seslendim. Eleman da baya sinirlendi ve bizimle baya bir sure ilgilenmedi. Hard Rock’tan hepimizin kafası güzel çıktık. Kızlar kaldıkları flat’e götürdü bizi ve birer kahve ikram etti. Malesef fazla ingilizce bilmiyorlardı. Ben bir tanesinden baya hoşlandım. Adı Inna. Hala görüşüyoruz
kızların yanından erken ayrılmamız gerektiğini söyledik. Sabah erken kalkacaktık ve istanbul’a dönecektik. Telefonlarımızı, facebook’larımızı alarak yanlarından ayrıldık.
Tüm Barcelona ve Madrid tecrübem bu şekildeydi. Umarım severek ve sıkılmadan okumuşsunuzdur. Dediğim gibi sormak istediğiniz her türlü soruyu gerek buradan, gerekse de özel mesajla seve seve yanıtlarım. Vakit ayırarak okuyan herkese teşekkürler..
Canon EOS 7D | Canon EF S 15-85mm f/3.5-5.6 IS USM | Lexar 16gb 400X Professional UDMA CF Card | CULLMAN Magnesit 519 CW25 Tripod | Hoya 77mm UV | Tiffen 77mm CPL | Diesel Rush Hour |