valla ben kendi görüşümü söyleyeyim. Türkiye'nin öyle her yerini gezmedim. ama tek bi şehirde de yaşamadım. en az bir 15 şehir gezmişimdir. Ankara'ya toz kondurmayan arkadaşlara öncelikle avrupa kentlerindeki şehircilik olayını görmelerini tavsiye ediyorum. Kızmayın bana ama avrupanın en kıytırık şehirlerinde bile historical center kavramı vardır. Oraya dokunulmaz, tarihsel olarak kalır. Hatta oraya evin sahibi olsan bile dokunamazssın. Ancak belediye ekipleri uzman ustalarla restore eder evini dükkanını..Hemen ulusu buna örnek göstermeyin. Ulustaki meclis binasının mimarisi cumhuriyet dönemi mimarisi olarak keşke devam ettirilseydi. Keske oralar hep o tür binalarla dolsaydı. Viyana, Freiburg, Saksonya, Bratistlava, Dresden, Roma, Venedik, Floransa, Berlin vs bunlarınn hepsini gezdim. Yok böyle beton dan bi şehir. Yok! 300 kilometre yanımızdaki Eskişehir bile şehircilik konusunda bence en başarılı kentlerden biridir. 4 yılımı geçirdim orada ve şehir bambaşka bir güzelliğe gözümüzün önünde büründü. Keşke Ankara içinde böyle tatlı yorumlar yapabilsem... Acaba derim hep, bir ırmak geçseydi şu şehirden herşey ne kadar farklı olurdu...


Ankara her yeri beton olan, ufak parkları olan maalesef şehircilik anlayışından zerre nasip alamamış, AVM dikmenin moda oldugu bir şehir. Türkiye'nin başkenti böyle olmamalıydı. Bi merkezini bile konumlandıramassın Ankara'nın. Bunu ben demiyorum ünlü mimarlar diyor. Ankara'nın herşeden önce büyük parklara ihtiyacı var. İnsanların nefes alıp koşabileceği yürüyebileceği büyük parklar. Hatta "theme park" lara..Yok böyle bir yer. O yüzden Ankara'yı savunacaksanız önce bir dünya standartlarını görüp değerlendirin ondan sonra karar verin derim.


Ama sonucta yaşıyoruz. Alışıyoruz. Hatta seviyoruz. Yapacak bişey yok. bu arada sevgilili nighfish gel senle bi interrail yapalım da farkı gör..