aslında sorun şuradan kaynaklanıyor:
entellektüel kimlik adı altında ya da sanatçı kavramını devşirerek, yine bu kavrama misyonlar yükleyerek; her türlü davranışın mübah hale getirilmesi ve dokunulmazlık zırhına büründürülmek istenmesi...
yazdığım gibi; böyle bir şey yok aslında...
bu biraz şuna benziyor: kör dövüşü... yani her türlü hakareti yapabilirler; ama karşılığında bir söz söylendiği zaman ise, "sanat için" ibareleri ile klasik savunma psikozu içine girmeler... yani vurabilirler ama sen onlara asla vuramazsın... bu ne yazık ki hep böyle oldu...
yine 10 sanatçı bir araya gelir ve toplum adına, sanki herkesin görüşünü yansıtıyormuşçasına demeçler vererekk imza toplarlar vesair... bunları sıklıkla yaşıyoruz... toplumların gelişmişlik göstergesi, "kıyafetleri değildir"... buna mukabil toplumların gelişmişlik göstergesi "çıplaklık" hiç değildir... çıplaklığı ayıplamak neredeyse artık günümüzde ayıplanır hale geldi ki, bu da içine düştüğümüz hazin bir durum... bu konu da dönüp dolaşıp, "modernizm" kavramına vurgu'ya kadar gelir...
başka bir soru; modernizmin ölçütü, aydın olmanın ölçütü ne zaman çıplaklıkla veya çıplaklığı benimseyen çalışmaları özümsemeye dayandırıldı?... böyle bir şey var mı yoksa bir yanılsama içine sürüklenmeye mi çalışılıyoruz?... kaldı ki; bunlar salt çıplaklık da değil... bildiğimiz üzere, fotoğraf mesaj içerir... biz de o mesajları okuruz.... herkesin mesaj okuma anlayışı farklı olabilir; fakat mesajı verirken kullanmış olduğunuz objeler, unsurlar elbette ki vermiş olduğunuz veya vereceğiniz mesajların bir aynasıdır...
örnek fotoğraf, türbanlı ve mayolu bir kadın...
saçma mı? bana göre saçma... ve yüzde yüz intihal bir çalışma... yani çalıntı bir çalışma...
bir şeyin anlatılma çeşidinde farklılıklar olabilir ki, zaten bu klişe bir çalışma.... bunun aynısını zannedersem amerikalı bir fotoğrafçı yapmıştı... afgan kıyafetli nü bir kadın fotoğraflamıştı... o da haliyle çok tepki almıştı... toplumun, özellikle içinde bulunduğunuz toplumun tepkisini çekecek çalışmalar yapmak çok da akla yatkın bir şey değil...
sanatçı, "topluma karşı" kişidir, yanılmasına da sürüklenmemek lazım... bilakis, sanatçı, bulunduğu topluma yabancı olmayan kişidir... ve sanatçılarn da bir kişiliği olmalı... bir duruşu olmalı... her şeyden önce; "saygısı" olmalı...
görüşü ne olursa olsun, kişiliği ne olursa olsun, hangi partiye oy vermiş olursa olsun, hangi dine inanırsa inansın; benim için hiç bir önemi yoktur... benim için önemli olan şey, saygı duyması, asgari müştereklere saygı göstermesi... saygı göstermeyen insanın saygı beklemesi kadar aptalca bir şey olamaz sanırım... ben sana bir tokat vurayım sonra öbür yanağını da çevir...
yok öyle yağma....
"özgürlük"
bu kavram üzerinde duralım.... özgürlük dediğiniz şey, eğer birilerinin özgürlüğüne veya özgürlük anlayışına ters düşüyorsa o zaman o özgürlük değildir... hemen örnek verelim:
a kişisi bir fotoğrafı yayınlamak istiyor. normal şartlarta +18 olarak tabir edeceğimiz bu fotoğraflar hertürlü etik kuralların çiğnenerek, sanat adına yapılan ve sanat kisvesine büründürülmüş çalışmalardır... a kişisi, bunları yayınlamak istiyor... bunu bir özgürlük olarak düşünüyor...
b kişisi de diyor ki; sen benim özgürlüğümü kısıtlayamazsın, benim özgürlüğüm bunları görmek istemeyen bir özgürlük'tür... sen nasıl yayınlamak istiyorsan ben de özgürce görmek ve yayınlamak istemiyorum...
hangisi özgürlük bunların?....
ve ahlak dediğimiz şeyi bir kez daha masaya yatırmakta fayda var...
yaş sınırı olmaksızın herkese açık olan bu tip sergilerde nasıl ki TV yayınlarında +3, +5, +18 veya genel izleyici kitlesine uygundur ibaresi varsa, bu sergilerde de şahsen olması kanaatini taşıyorum. Genel izleyici olarak 10 yaşındaki çocuğunuzla bu sergiye gittiğinizi düşünün?
lezbiyen iki kadının öpüşmesi,
gay olan iki kişinin öpüşmesi
ve başına türban geçirilmiş ne idüğü belirsiz bir model....
bunların da ayrıca sanat olup olmadığı tartışılır... serginin kuratörü, beyin takımı kimse, sergide sanat adına olmaması gereken çalışmaların olması da sergi ve sanat adına aslında bir utanç....
zaten fotoğrafı çeken kişi de yazmış...
metroda gördüğüm iki kişiyi çektim... yani sıradan, fotoğraf eleştirilerinde anı fotoğrafı olabilecek fotoğraf diyebileceğimiz türden bir fotoğraf...
bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete bakalım...
sonumuz hayrolsun.