Fotoğrafçılıkla ciddi bir şekilde uğraşıyor ve SLR kullanıyorsanız, kimi zaman kendi kendinize keşke şu ekipmanlarım daha ufak, daha hafif ve daha sessiz olsaydı diye hayıflanabilirsiniz. İşte rangefinderlar kaliteden ödün vermeden tam da bu ihtiyacınızı karşılayabilecek ekipmanlardır.
1916 yılında ilk rangefinder fotoğraf makinesinin Kodak tarafından piyasaya sürülmesinden bu yana neredeyse bir asır geçti. Canon, Nikon gibi günümüzün büyük SLR üreticileri de dahil birçok firmanın, geçen bir asırda değişik modellerde rangefinder kameralar üretmesine rağmen, rangefinder konseptinin Leica ile özdeşleşmiş olduğunu söylersek pek de yanlış olmaz sanırım. Bunda, başta Henri Cartier-Bresson (HCB) olmak üzere 20. yüzyılın en önemli fotoğrafçılarının büyük bir kısmının Leica kullanmış olmasının katkısı büyüktür.
Leica lenslerin optik kalitesinin zirvede olmasının yanısıra Leica imzalı kameraların yıllara meydan okuyan sağlamlığı ve güvenilirliği Leica'yı bu alanda zirveye çıkarmış ve ona "ustaların makinesi" olma özelliğini katmıştır. Çok sayıda büyük fotoğafçının Leica markasını kullanması bir yana özellikle rangefinder kullanmış olması kanaatimce büyük bir önem arz eder. Rangefinder kameralar kullanmasalar da olağanüstü fotoğraflar çekebilirlerdi ancak belki de rangefinder kullanıyor olmaları kendi fotoğraf çizgilerinde daha başarılı olmalarını ve zirveye çıkmalarını sağlamıştır.
Rangefinder kullanan bir fotoğrafçı şehrin içinde görünmezlik pelerinini kuşanmış bir gözlemci olarak dolaşabilmiştir. SLR gibi büyük ve sesli bir makine karşısında doğallığını koruyamayan nice simalar, rangefinder karşısında gündelik hayatlarında yaşadıklarından farksız olarak film düzlemine ışıklarını yansıtmışlardır. İşte belki de bu özelliktir, yaşadıklarını ve gördüklerini tanıklık etmiş olduğu gibi başkalarına aktarmak isteyen birçok fotoğrafçının istediği.
Leica M8, Leica M APO ASPH-Summicron 90mm f/2, Ankara Kalesi
İşin teknik boyutuna bakacak olursak öncelikle SLR ile rangefinder sistemler arasındaki farkları saymak faydalı olacaktır sanırım. Daha hafif, daha sessiz ve daha ufak bir makineyi kullanmaya başlayınca acaba nelerden vazgeçmiş oluyoruz?
Öncelikle belirtmek isterim ki, rangefinder kameraların birçoğu için lensler tıpkı SLR'lerde olduğu gibi değiştirilebilmektedir. Uzun süre SLR kullandıktan sonra elinize bir rangefinder aldığınız zaman gözünüze çarpacak olan en büyük farkların başında vizör gelmektedir. SLR makinelerde lens ve film (sensör) düzlemi arasında bulunan ayna mekanizması görüntüyü vizöre yansıtarak bize elde edeceğimiz fotoğrafın sınırlarını ve perspektifini vizörden görme imkanı sağlar. Ancak rangefinder kameralarda ayna düzeneği bulunmadığından dolayı, vizörde yer alan ve çekmekte olduğumuz fokal uzaklığa uygun gelen dikdörtgen içerisinde, çekeceğimiz fotoğrafın sınırları tahmini olarak görülebilmektedir. Vizör hep aynı perspektifte aynı genişlikteki bir alanı gösterdiğinden dolayı çekeceğimiz fotoğrafın sahip olduğu perspektifi ve alan derinliğini vizörden görmemiz mümkün değildir.
Dolayısıyla çekeceğiniz fotoğrafın sınırları en ufak ayrıntısına kadar sizin için önemliyse rangefinder sistemler pek de size göre olmayabilir. Üstelik vizör yardımıyla, çekeceğiniz fotoğrafın perspektifini görmeniz mümkün olmadığından dolayı kullanmakta olduğunuz fokal uzaklığın nasıl bir perspektif sağladığını iyi bilmeniz, kısacası kullandığınız lensi iyi tanımanız çok önemli bir husustur. İşte fotoğraf makinesini insanın gözü gibi değerlendirmeye başlaması da belki bu tanışıklıkla birlikte vuku bulmaktadır.
Leica M8, Carl-Zeiss Biogon T* 28mm f/2.8 ZM, Ankara Kalesi
Öte yandan, SLR'nin vizöründen baktığınızda sadece çekeceğiniz alanı görürsünüz, buna karşın birçok fokal uzaklık için, rangefinder kameranın vizöründen baktığınızda çekeceğiniz alanın yanısıra bu alanın dışında kalan, çekmekte olmadığınız bölgeleri de görme fırsatınız olur. Bu sayede biraz sonra fotoğraf karesine neyin gireceğini görebilir ve hatta kadrajınızı gözünüzü vizörden ayırmadan fotoğrafa girmesini istediğiniz objeleri de kapsayacak biçimde değiştirebilirsiniz. Rangefinder bir fotoğraf makinesiyle çalışmanın önemli avantajlarından birisi de budur.
SLR ile rangefinder kameralar arasındaki bir diğer önemli fark ise netleme mevzudur. Contax firması tarafından üretilen G1 ve G2 modelleri haricindeki tüm rangefinder kameralarda sadece manuel netleme yapılabilmektedir. Manuel netleme yapmanın da temel olarak iki yolu vardır. Netlemek istediğiniz uzaklığı yaklaşık olarak bilyorsanız buna uygun mesafe ve diyafram değerlerini lensin üzerindeki netleme ve diyafram halkalarını döndürerek belirleyebilirsiniz. Özellikle geniş açılı lenslerle çok işe yarayan bu alan netlemesi (zone focussing) metodu her zaman işinizi görmeyebilir. Bu durumda birçok rangefinder kameranın özellikleri arasında yer alan vizörden bakarak manuel netlemeyi kullanabilirsiniz. Kısaca anlatacak olursak, vizörden bakarak netleme yaparken lens üzerindeki netleme halkasını çevirerek vizörün ortasındaki ufak bir dörtgende yer alan iki ayrı görüntüyü üst üste getirmeye çalışıyoruz. Çok karanlık ortamlarda netleme yapmanın bu metotla, SLR'lere nazaran daha kolay olabileceğini söyleyebilirim. Ancak netleme yapacağınız obje sürekli hareket ediyorsa, hemen hemen her zaman SLR ile netleme yapmak çok daha hızlı ve doğru olacaktır. Bu farktan dolayı fotoğrafçılığın birçok alanında SLR kullanmak rangefinder kullanmaya göre çok daha avantajlıdır.
Ayrıca gerek vizör üretmenin gerekse netleme yapmanın zorluklarından dolayı rangefinder için üretilen lensler en fazla 135 mm fokal uzaklığa sahip bulunmaktadır. Fokal uzaklığın artmasıyla beraber zorlukların da artıyor olması, rangefinder makineleri daha çok normal ve geniş açılı lensleri kullanan fotoğrafçılar için uygun kılmaktadır. Ayna mekanizmasının olmaması nedeniyle yapıları da farklı olan rangefinder'lara uygun objektifler, arka kısımları, film (sensör) düzlemine daha da yakınlaşacak şekilde üretilebilmektedir.
Leica M8, Leica M Summarit 50mm f/2.5, Beypazarı
Rangefinder kameraların ve bunlara ait lenslerin SLR'lere göre daha ufak, daha hafif olduğunu ve daha sessiz çalıştığını zaten saymıştık. Bu hususlar rangefinder'ları SLR'ye nazaran çok daha cazip kılmaktadır.
Leica M7 ve MP, Zeiss Ikon ve Voigtlander R4M ve R4A gibi filmli rangefinder kameralar günümüzde de üretilmeye devam etmektedir. Bunun yanısıra dijital olarak üretilmiş iki tane rangefinder kamera bulunmaktadır. Bunlar Leica M8 (ve M8.2) ile Epson RD-1'dir. Bu yazının yazıldığı tarih itibariyle bildiğim kadarıyla sadece Leica M8 (ve M8.2) modeli üretilmeye devam etmektedir. Diğer firmaların da ilgi göstermesi durumunda dijital rangefinder piyasası ilerleyen yıllarda çeşitlenebilecektir. Ancak şu an için yüksek fiyatıyla Leica M8 pek de rekabet bulunmayan dijital rangefinder piyasasında yalnız başına bulunmaktadır.
SLR'lerin fotoğraf dünyasını hegemonyası altına aldığı günümüzde, bir kenara itilmiş gibi duran rangefinder kameraların ne gibi avantajlarının olduğunu, SLR'ler ile aralarındaki farkları kısaca özetlemeye çalıştım. Yukarıda yer verdiğim özellikler rangefinder'ların sahip olduğu bütün ayrıntıları ortaya koymasa da umarım bu kameraları fazlaca tanımayan kimseler için iyi bir giriş kaynaknağı oluşturmuştur.
Yer vermiş olduğum özelliklerden de anlaşılacağı gibi fotoğrafın kimi alanlarında SLR makineler daha avantajlıyken, görülmez ve duyulmaz olmanın önem arz ettiği sokak fotoğrafçılığı, belgesel fotoğrafçılığı gibi bazı alanlarda rangefinderlar kendine has avantajlara sahiptir. Öyle inanıyorum ki, ilerleyen yıllar, fotoğrafçılığın bu alanlarına olan ilginin artması ve yeni djital rangefinder alternatiflerinin piyasaya sürülmesiyle beraber, rangefinder ile fotoğrafçılığın yeniden yükselen bir değer olduğuna tanıklık edebilecektir.
Saygılarımla...