Çok güzel hikayeler var, keyifle okudum. Bir hikaye de ben paylaşmak istedim. Fotoğrafa bakış açımı değiştiren, vizyonumu genişleten bir insan hakkında.

Fotoğraf 1 Mayıs 2010 tarihinde, 32 yıl sonra tekrar Taksim Meydanı'nda yapılacak olan işçi bayramı kutlamaları sırasında çekildi. Ankaradan gelen arkadaşım ile elimizde makinalarımızla ve üzerimizde disk yelekleriyle günü fotoğraf çekerek daha anlamlı hale getirmeye çalışıyor, o coşkuyu blogumda ve kanlı mayısta taksimde olan fakat çok istese de bu sefer orada olamayan babamla paylaşmak için sabırsızlanıyordum. Şişli-taksim meydanı istikametinde, meydana yakın bir noktada polis kontrol noktasına gelmiştik. Üzerimiz arandıktan sonra meydana doğru son birkaç yüz metremiz kalacaktı. Tam polis koridoruna girip üzerimiz aranacaktı ki arkamızda, elinde 1 mayıs törenlerinde vefat edenlerin fotoğraflarını pankart yapıp taşıyan bir abimizin olduğunu gördük. Ayak üstü birkaç kelam ettikten sonra bu pankartların 1977, 1989 ve 1996 1 mayıs kutlamalarında hayatını kaybedenlerin fotoğrafları olduğunu öğrendik. Ve bizlere o an öyle bir laf etti ki, elimizdeki makinenin nasıl bir alet olduğunu, nasıl bir sanat ile uğraştığımızı tekrar hatırlattı:
Her zaman fotoğraf çekmek önemli değildir, bazen fotoğrafın öznesi olmak lazım, bugün az fotoğraf çekip bizim özne olmamız lazım çocuklar.
Sonra öğrendik ki, çektiğim fotoğrafların öznesi AFSAD'da belgesel fotoğrafçılığı atölyesi gerçekleştiren ve aynı zamanda iyi bir şair olan Mehmet Özer'miş.

Mehmet Abi'ye saygılarımla.