Ben 18 yıllık grafikerim, 7 yıldır da fotoğraf çekiyorum. Tecrübelerimden hareketle; -ne hikmetse- iş yaptığım firmaların %80'inin ya tanıdığı akrabası fotoğrafçısı yada grafikeri vardır. Size lutfedip iş vermişlerdir. Arkadaşların da bahsettiği gibi Türkiye iş ahlakı açısından çok sıkıntılı. Belçika'da ve Çin'de müşterim var ve kesinlikle ödeme noktasında hiçbir problem yaşamıyorum.
Diğer bir durum ise grafik, fotoğraf gibi görsel hizmetlerin ne yazık ki insanlarımızın gözünde değerinin olmamasıdır. Fotoğrafçı yada grafikerin birikimi, yetenekleri, ortaya çıkardıkları, firmaya yada markaya kattıklarının hiç önemi yoktur. Ya iki mouse oynatmışsınızdır yada "şipşak" fotoğraf çekmişsinizdir. Günlerce haftalarca verdiğniz emeğin hiçbir önemi yoktur. Ama aynı adam boyacı, sıvacı vs. çalıştırır, günlük yevmiyesini hemen ödeyiverir.
Aklıma şu an gelen önemli bir etken de "şirket yetkilileri" durumudur. Bu yetkililer işlerine geldiğinde "yetkili" işlerine geldiğinde bir "sümük" olabiliyorlar istedikleri anda. Konuşulanlar, sözler bir anda buhar olup uçar. Yalan dolan uçuşur havalarda.
Sözleşme çok önemlidir. Ama ne yazıkkı tam olarak işlediğini söylemek zor. Ama yine de birçok konuda ciddi avantaj sağlar. Sizi ve işinizi ciddi kılar bir kere. Büyük ihtimalle ayak direteceklerdir "kaçıyormuyuz" vs. gibi laflarla. Siz bunları duymayın. Genellikle "benden ne alacağınızı bilirsiniz ve bu sözleşmeyle aynı anda da grafik ve fotoğrafların telif hakları size geçiyor" diyorum ve çok işe yarıyor.
Bu arada sözleşmedeki en önemli maddenin de "ödemenin tamamı gerçekleşmeden telif hakkının devredilmemiş olacağı" ve ayrıca "üzerinde anlaşılan rakamın yarısı ödenmediği taktirde sözleşmenin geçersiz olacağı ve işe başlanmayacığı" nı da belirtmeden geçemeyeceğim.


12Likes
LinkBack URL
About LinkBacks



Alıntı ile Cevapla