Alıntı promete Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
tartışmanın fotoğrafla ilgisini kurmaya çalışıyorum, bir türlü olmuyor
Soruyu, fotoğraf ve ülke sınırlarında değil de, genelde sanatta neden geri kalmış bir toplumuz olarak algılayıp cevaplıyoruz. Konu ister istemez sosyolojik ve siyasi boyut kazanıyor.
TDK Sanat tanımı: "Bir duygu, tasarı, güzellik vb.nin anlatımında kullanılan yöntemlerin tamamı veya bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılık".
Ortada bir duygu, bir tasarı, bir güzellik olacak ve bunları anlatmaya çalışan birileri, dahası üstün yaratıcılık meziyetleri olan birileri olacak.
Bu gereksinimlerin ortaya çıkabilmesi, toplumların refah düzeyleri ile doğrudan orantılı diye düşünüyorum. Düşük refah düzeyi de kendisiyle bağdaşan duygu-tasarı-güzellik eşiği oluşturuyor ve zaman içinde bu eşik toplumun beklentilerine yeter hale geliyor. Sonradan ve aniden refah düzeyinin artması ise elde edilen olanakların estetik, duygu, tasarı gibi ögeler olmadan kullanılmasına neden oluyor. Fotoğraftan, fotoğraf sanatçısından ziyade donanım konuşmamız bu durumu gösteriyor diye düşünüyorum.
Konu, sanattan estetikten açılmışken;

Urfa da balıklı göl külliyesine yakın "Urfa Evi" adında bir yerde yemek yedik. Bir kervansaray restore edilmiş; hem otel, hem lokanta olarak hizmet veriyor. Mekan, aslına uygun olarak olağanüstü güzel restore edilmiş. Sonra da bir işletmeciye verilmiş. Buraya kadar her şey gayet güzel, bilimsel bir tasarım, duygu var, güzellik var.
İşletmeci, beş, altı masalık mekanı salon tipi klimalarla kuşatmış ve tabaktaki kebabı ki sanırım Urfa ya özgü bir kebaptı, yanında parmak patates garnitürle sunmuştu.
Fotoğraf çekeceğim ama mekan kervansaray dekorlu mekdonald olmuş, elim deklanşöre gitmiyor. Son derece ilgili olan işletmeci hanımefendiyle de düşüncelerimi paylaştım. Dedi, haklısınız ama patron öyle bir para yatırdı ki, sürümden çıkarması gerek!

Bilmem, ölçü oldu mu?
Fotoğraf sanatından ziyade fotoğraf donanımı konuşulduğu konusunda çok haklısınız. Yalnız fotoğraf sanatı da sizin örneğinizde olduğu gibi estetik ögeleri konu etmek değil bana göre. Daha doğrusu şöyle söyleyeyim, daha önce çok konuda da söylemişimdir, çok güzel bir çiçek, harika bir mimari yapı, bir model, ya da muhteşem bir manzara fotoğrafı fotoğraf sanatı deyince aklımıza gelen şeyler olmamalı. Konunun kendisinin estetik olması, ve asgari düzeyde doğru kullanılmış bir teknikle elde edilmiş bir fotoğrafa konu olması, bu fotoğrafı estetik yapmaz, sadece konu güzeldir.

Bir de başka bir boyut var. Estetik olan kafamıza , genlerimize kodlanmış. Sizin örnekte olduğu gibi, güzel restore edilmiş kervansaray var. Ama klima ve patates kızartması mekanın aslına aykırı ögeler olarak sizin estetik algınıza ters geldi. Halbuki benim için fotoğraf sanatı kafamda kurduğum kurguladığım, ve ona aykırı ögeler içerdiği zaman sanat olmaktan çıkan bir şey değil. Tersine gerçeği görüp, kişisel bir görüş ile sunmak, olana pek de müdahele etmemek, anı yakalamak. Bu durumda klimalar ve patetes aslında oraya aykırı değil, günümüzün çok keskin birer gerçeğidir ve karede yerini almalıdır. Ama demiyorum ki, bakın ben burada klima ile bir tezat yakalayıp sizlere sundum diyelim. Sadece günün ve mekanın bir parçası onlar. Benzer şekilde büyük şehirlerde çoğumuz çağın getirdiklerini fotoğrafı bozan ögeler olarak görüyoruz ve "fotoğrafı çekilecek güzel yerler" arıyoruz. Neyse çok uzattım, bence fotoğraf her yerde. Fotoğraf sanatı bana göre konunun estetik olmasından ziyade, konu olan ögelerin estetik bir biçimde kareye yerleştirilmesi ile alakalı. Birkaç mesaj yukarıda paylaştığım Engin Güneysu 'nun fotoğraf bahsettiğime örnektir.