Bir amatör meczupun itirafı.
ilk dlr zenit 122, 58mm ve ardından jupiter 200mm f4 sanırım. sene 1991 yurtta okulda çeker bir miktar kaynak oluşturur sonra bu kaynakla sokak portre gece uzun uzun pozlama vs yapardım.böyle 15 bin foto gibi, bana göre yüksek adette foto çektim. hatta 58mm ile vizörden bakmadan netlerdim. keskin mi keskin düzgün mü düzgün kadrajlar çıkardı. sanki organım gibi.gözümle baktığımı bir saniyede yada daha kısa zamanda çekerdim. vahşi batının kovboyları gibi
yıllar geçti kompak dijitaller çıktı. yine bişeyler çektim. ama dslr ler çok pahalı ve sadece stüdyolarda idi. Alınabilir aralığa girince dslr aldım. başladım okumaya. ne bulsam. hatta bu forumdaki tüm konuların yüzde 80ini. scot kellby nin 4 cildinin her birini d&r a her gittiğimde 1 saatte okudum. neyse. hala da okurum.dünya kadar kaynak devirdim. nerdeyse bir kaç cilt kitap yazacak kadar teknik ve sanatsal bilgi edindim.kurgu kadraj ışık vs vs vs. teknikler. kendimi eksik gördüğüm yabancı olduğum konular ise makro ve çoklu flash ve ışık kullanımı. bunun için bir ev stüdyosu ve gerçek makro lens düşünyorum. tüplerden ters bağlamadan vs bıktım.
Gelelim çektiklerime. farkılı kadrajlarda çekimler yapar bunun içinde çok düşünmeden alışkanlıklarımla doğru kadarjı genelde tuuuturrum. yada aynı nesneyi 3-5 farklı kadrajla çekerim. zaten kendimce bir alışkanlıkta var. biraz da yetenek. e biraz da ekipman. cropa bile gerek kalmayan fotolar. mutlu idim. beğenilirdide.dünya kadar klip inceledim izlerken. sinema kadrajları. belgesel kadrajları vs vs.
e sorun nedir? nete bakınca insanların paylaşımını görünce benim çekimlerin pek albeni yok renkler canlı değil. e tabiatta istisnalar hariç zaten o kadar renkler canlı değil ki yağmur bahar ot böcek yoksa. bi üzüntü bi üzüntü. kendi fotolarımdan soğudum. elimdeki fotoların bir kaçını biraz ps bilen arkdaşa işlermisin dedim. aslında pek de bişey olmadı. albenisi arttı. e önceden röntgen gibi belgesel tadında çekerken bi baktım tecavüze uğramış fotolar. fotolar süslü hayat kadınlarına, travestiler benzettim içimden. gitti namusu fotoğraflarımın demeye başladım. önceler ailemizin kızı, köylü kızı, içsi kızı, öğrenci, siz biz gibi idi. şu an piyasaya çıkmış hatunlara benzedi. ve bende kendimi ... gibi hissetmeye başladım. ve öğrenmeye başladım modaya uyup.
beyaz ayarı, az yada çok pozlama vs kısımları saymadan konuşuyorum. ama cep telefonunda retrika gibi uygulama ile çekilen kız fotolarındaki kızlarla buluşmaya gidince az mı mideme sancılar girdi. o afet gibi kızlar ayrılırken " bir daha görüşecek miyiz? beni arıyacak mısın ? " gibi cümleler kurdular. sonuç gerçeklikten uzaklaştıkça hayal kırıklığı.
Bu yazıyı ise ps a başlayalı 2 hafta olduktan sonra. yani şimdi. ya bende resimlerle flört edeceğim yada tecavüzcü coşkun olacağım. Ama benim fotolar bakire idi. sonuç ya güzele bakıp zevk alacağız, ya tecavüz edip orgazm. kısaca bende ahlaksızlaştım uydum düzene.
bu programın adı pezo shop mu olsaydı.
not: bir meczupun itirafları bakımından okunup, dikkate alınmamasını rica ederim![]()


109Likes
LinkBack URL
About LinkBacks








Alıntı ile Cevapla