Kel alâka bir örnek olacak ama başka sektörden iki Japon firmasının ülkemizdeki imajı/popularitesine benzetiyorum Canon-Nikon yaygınlığını..
Sanki Canon, Honda; Nikon ise Mazda.. Parça bolluğu ve görece ucuzluğu, ikinci elde "öldüm fiyatına" gitmemesi, gayet kullanışlı ürün olması Canon'u (Honda'yı), yaygınlık ve pazar payı olarak Nikon'un (Mazda'nın) önüne taşıyor..
Fakat Nikon'a alışanlar kolay kolay başka markaya (Canon'a) meğil etmiyorlar. İnatla kullandıkları ürünün bir ruhu, farklı bir tasarımı, daha mufakazar temel özelliklerine karşın daha kararlı oluşundan falan bahsediyorlar..
Canon ile de Nikon ile de şaheser fotoğraflar çekmek mümkün. Tıpkı berbat şeyleri bu iki markanın en pahalı serileriyle çekmenin mümkün olduğu gibi..
Peki insanların "takım tutar gibi" markacılık yapması doğru mu? Konu hobi, yani gönül ve zevk işiyse bence kesinlikle doğru.. Lensten, bataryaya, kumandadan flaşa pek çok ürünü "kendi markasına" göre dizen, unutulmaz görüntülere kendi ekipmanıyla ulaşan kişi, hele ki aynı markayı kullanan diğerleriyle sosyal bir çevre, yoğun bir empati, marka bazlı paylaşımları süreç içinde epey bir yaşarsa elin çekik gözlü kapitalisti babamızın oğlu olmasa da "bizim" markamızı imal etmiş oluyor.. Bizimle aynı tercihte bulunana kendiliğinden bir sempati, bizimkini değil berikini (bilhassa kullandığımız segmentteki diğer markanın eş değer ürününü) seçene ister istemez bir dudak bükme söz konusu oluyor..
Valla büyük konuşmayayım ama hasbel kadar başta lens çeşitli malzemeler satın almış, denemiş, düşünmüş ve kullanmışken bundan sonra kolay kolay Nikona mikona geçmem kendi adıma..


12Likes
LinkBack URL
About LinkBacks




Alıntı ile Cevapla