İşte asıl, dayağın büyüğünü o zaman yersiniz.
Karaköy'de elinde sopayla üstüme gelen bir amca oldu. Adamı kötü bir şey yapmadığıma ikna etmek için çok uğraştım. Fotoğrafçının bence bazı ödevleri olmalı kendisiyle aynı işi yapan insanlara karşı. Sokak fotoğrafçısı olmasam da sokakta fotoğraf çekmeye çıktığım zaman hep böyle düşünüyorum.
Kadıköy'de balon satan bir amcanın balonlarını çekmek istemiştim. Adam önce 'atarlandı'. Çekmekten vazgeçtim, ama neden böyle davrandığını sordum, nedenini öğrendim. Daha önce bir fotoğrafçı sebebiyle zabıtayla birtakım sorunlar yaşamış, adamın elinden balonlarını -haliyle kazancını- almışlar.
Daha sonra Taksim'de bir punkçı ile benzer şeyler yaşamıştım.
Dayak yeme pahasına da olsa sizin kaçtığınız adamın fotoğrafa olan bakış açısını değiştirmek bence orada sizin fotoğraf çekmekten bir sonraki görevlerinizden birisi.
Tabi, işi bu kadar ciddiye almanıza gerek yok. Sonuçta yalnızca hobi fotoğrafçılığı için dayak yemeğe ya da insanlara bunu anlatmakla uğraşmaya değmez. (: Ama fotoğrafın hobi amaçlı yapılanı da olsa, sosyal iletişimi gerektiren bir yönü var.