Sevgili Görkem, geçen gün söyleşini okuduğumda aklıma gelmişti, yanlış anlaşırım, olumsuz anlaşırım kaygısıyla yazmak istemedim. Sanırım şimdi sırası.

Görüyorum ki bu ajans hedefi sende istekten öte, adeta bir ukte olmuş. Kötü mü? Hayır. Günümüz gençliğinin her şeyi her an istemelerinin getirdiği belirsizlikten daha iyi.

Söylemek istediğimi tam olarak ifade etmek için arkadaşlarımın senin fotoğraf gözünü, duygunu nasıl tanımladıkları konusunda hem fikir olduğumu söyleyerek başlayayım.
Senin fotoğraflarındaki tarzından benim algıladığım, seninle ilgili en kısa tanım, "özgürlüğüne düşkün" olur. Yanılıyor muyum?

Endişem ise bir an önce profesyonelleşmen, bu nedenle özgürlüğünün kısıtlanması! Paradoks gibi gelebilir. Ekonomik özgürlüğüm varsa seçim özgürlüğüm de olabilir diyebilirsin. Günümüzde, sadece ülkemizde değil, dünyanın hemen her yerinde "global kurallar" geçerli. Bir işletmenin sorumluluğunu almak; onun algısı, vergisi, personel sorumlulukları, üretmek ve onu satmak zorunda olmak özgürlüğünü etkiler diye düşünüyorum.
Bir ajansta çalışmak, hele bu ajans uluslararası bir kuruluş ise ve nispeten "bağımsız" nitelendirilebiliyorsa, merkezine girip çıkma hakkına sahipsen sana pek çok olanak tanıyabilir. Ama ajansı işletmek! Bilemedim..

Bir örnek vermek gerekrse, söyleşideki fotoğraflarının önemli bir bölümünü sence Sabah gazetesi basar m? Dahası başka fotoğraflarının, işlerinin satın alınmasını engellemek isteyenler olmaz mı?