Teşekkürler bu bilgi için Erman Bey.

Öyle anlaşılıyor ki, Canon uzun stroklu zoom lenslerde bu contayı kullanmayarak, büyüyen ve küçülen hacım için hava alıp vermede bu boşluktan yararlanıyor. Objektifi, su ve toza karşı korunmalı yapayım derken, gövdeyi toza ve neme korunmasız hale getiriyor. Ortamın tozlu olması/olmaması göreceli bir durum. Ortamda daima, sensorda hata oluşturacak kadar toz olacaktır. İşte, bu küçük aralık, sensorun tozlanmasına davetiye çıkarıyor. Diğer yandan bu değişen hacım, zoomlu lensler için çözülememiş bir sorun (Başka firmaların yaptıklarını incelemedim doğrusu. Canon, sektörün lideri konumunda olduğundan) olarak duruyor. Ancak, hava giriş/çıkışını, objektifin son elemanı olan lensin de arkasına bırakmak, gövdeyi ve sensoru da zor duruma sokacak bir tercih. Bence hiç doğru olmamış. Son veya daha önceki elemanların bulunduğu bölümde bir sızdırmazlık sağlayıp, objektifin sonraki bölümlerinden birinde, oldukça gizlenmiş ve filtre ile takviye edilmiş bir aralıkla çözüme gitmek daha doğru olurdu. Böylece, 24-105'de olan "rubber ring" burada da kullanılacak, gövde korunmuş olacaktı.

Doğrusu, Canon'un bu işi çözmemiş olacağı hiç aklıma gelmezdi. Ama işe bakın ki, bir zoom objektif seçerken, elemanların çok oluşu ve değişen objektif gücü vs nin bir primer objektife göre olan dezavantajlarının yanına, bir de bence çok önemli sayılabilecek bu faktörü de eklemek gerekiyormuş. Tuhaf bir durum! Bu, belki, analog SLR'ler için çok sorun olmasa da, DSLR'lerde, sürekli aynı film (sensor) kullanıldığından, gövdenin tozsuz tutulmasının önemi artıyor.

Bakınız, nerelere vardık. Şimdi bir sonuç çıkartmaya kalkalım isterseniz.

Peki, 24-105'de “rubber ring” de kullanldığı halde, çözüm nasıl sağlanmış? Pratik hesaplama yapalım. 24mm deki ile 105mm deki odak uzaklığı oranı ve hacım oranı yaklaşık 4. Pratik olsun diye hacmı, odak uzunluğu olarak alalım (çünkü, daire kesitler her iki objektifte de aynı; Geriye hacım için çarpan olan boy kalıyor. Yani boy x2 artarsa, hacım da x2 artıyor). Birim kullanmadan sürdürebiliriz mantığı. 24-105 zumlandığında 105-24=79 kadar hava gerekirken, 100-400 zumlandığında 400-100=300 kadar hava gerekiyor. Dolayısıyla, aynı oranda yaklaştırmaya kalkan iki objektiften biri, diğerine göre yaklaşık 4 katı daha büyük bir hacma ve havaya ihtiyaç duyuyor. Sonuçta, 24-105 de hava alıp veriyor. Ama diğerinin 1/4 ü kadar. Bu hava da, "O Ring" ler arasından yavaş da olsa alınıp veriliyor.

Sonuç...

Kısacası, büyük ya da küçük her türlü zum yetenekli objektif, mutlaka hava alıp verecektir. Zum oranını, odak uzunluğu yanında ihmal edebiliriz. Küçük zumlular (küçük odak uzunluğu), az hava ve az toz demek. Büyük zumlular (büyük odak uzunluğu), çok hava ve çok toz demek ve dahası, Canon'un (özelinde; Diğer markaları incelemedim) bu contasız uygulamasıyla da gövdenin tozlanması demek.

Sevgi ve saygıyla,