CanonTURK Sitesine Hoşgeldiniz.

Get Adobe Flash player

Sayfa 2/3 İlkİlk 123 SonSon
46 sonuçtan 21 ile 40 arası
Like Tree84Beğeni

Konu: Canon Türkiye'den Ne İstersiniz?

  1. #21
    aksoykaan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    CanonTURK Üyesi

    Status
    Offline
    İsim
    Kaan Aksoy
    Makina:
    Canon EOS 6D Mk.III :) + EOS 70D + Nikon F55 + Zenit 122
    Üyelik tarihi
    Jun 2014
    Yer
    Istanbul
    Yaş
    41
    Mesajlar
    2.112

    Standart

    Mesela Onur (Çam) Bey, neden Sports konusunda bir Canon "Explorer of Light" olmasın?










    GunerGulyesil bunu beğendi.

    > Geniş açı, evreni topyekün sizin önünüze koyar. Telefoto ise, size binlerce farklı evreni getirir.
    >> EOS 6D vs. EOS 70D - FF gövdelerin yakına dokunuşu, Crop gövdelerin uzağa erişimi ...
    >>> ... becerikli telefoto Tamron SP 150-600mm VC, gizli inci Sigma 120-300mm OS Sport, şiir gibi geniş açı Sigma 35mm Art, tilt-shift'in ekonomi sınıfı Samyang T-S 24mm ...

  2. #22
    Sebastian - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Canonturk Üyesi

    Status
    Offline
    İsim
    Gökhan Yazıcı
    Makina:
    Canon 6D
    Üyelik tarihi
    Dec 2010
    Yer
    istanbul
    Yaş
    33
    Mesajlar
    1.603

    Standart

    ABD de bir fotoğrafçı 1Dx nin mikrofon soketi parçalanıyor o da Canon'a bilgi veriyor böyle böyle oldu diye.
    Onlarda ona işini görsün diye yedek kamera gönderiyor.
    Buda bozuk olanı servise gönderecekken dur ben bunun bir içini söküp youtube a video çekeyim diye komple içini açıyor, dağıtıyor sonra tekrar toplayıp servise gönderiyor.

    Bu kadar abartı olmasına gerek yok ama ürünümüz bozulduğunda işinin ehli birisi tarafından, sorunsuz şekilde tamir edileceğini dair güven vermeli.

    Makinam soğuktan sıcağa girdi terleme yaptı şimdi düğmesi basmıyor garanti kapsamına girermi acaba diye karnımıza kramplarlar girmesin.










    avmbk, muzzy_tr ve mehmetselvi bunu beğendi.

    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.


    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.




  3. #23
    avmbk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    CT Gaziantep Üyesi

    Status
    Offline
    İsim
    Metin Burak Kınacılar
    Makina:
    5D Mark IV
    Üyelik tarihi
    Oct 2010
    Yer
    Gaziantep
    Yaş
    33
    Mesajlar
    3.300

    Standart

    seboo ben sana kebab ısmarlayayım napacaksın soguk sıcak olayını










    5D Mark IV

  4. #24
    Mert Gundogdu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Administrator

    Status
    Offline
    İsim
    Mert Gündoğdu
    Makina:
    5D Mark IV
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    30
    Mesajlar
    8.299

    Standart

    @Ozşir Abi;

    Cemil Abi'nin gittiği yurtdışı gezileri bayii gezileri olarak özetleyebiliriz. Çeşitli dönemlerde belirli bir miktarın üzerinde ürün satın alan bayiilere yapılan bir program. Diğer tüm firmalarda da yapılmaktadır. Biz son kullanıcılarımızı yurt dışı olmasa da şehir içi gezilerle desteklemeye çalışıyoruz. Yurtdışı tur düzenlemek gerçekten çok zor bir görev. Bunu hakkıyla yapamadıktan sonra yapmamak çok daha doğru. Aksi takdirde Canon bizi götürdü iyi değildi vs diye olumsuz yorum almaktansa bu işe girmemek çok daha mantıklı. Sırf bu turları düzenleyecek ekstra bir kişinin bu işe kafa yorması gerekir. Tıpkı Canon Amerika'da olduğu gibi..










    muzzy_tr ve ozsir bunu beğendi.

    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.



    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.



    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.

  5. #25
    Mert Gundogdu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Administrator

    Status
    Offline
    İsim
    Mert Gündoğdu
    Makina:
    5D Mark IV
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    30
    Mesajlar
    8.299

    Standart

    @Giresunlu;

    Yukarıda da bahsettiğim sebeplerden dolayı kur sabitleme ne yazık ki imkansız. Ancak ofiste fiyatlandırma ile ilgilenen arkadaşımın yurtdışıyla bu konu hakkında sürekli bir savaş içinde olduğuna emin olabilirsiniz. Ancak biz ne zaman bir aksiyon alsak geçen seneden beri dolar ve euro kuru yerinde durmak bilmedi.

    2018, ikinci yarı itibariyle CPS programı hakkında baya bir yol katedeceğiz inşallah. Bu konu üzerinde bizzat çalışıyorum.

    Direk satış ne yazık ki şuan için mümkün değil.











    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.



    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.



    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.

  6. #26
    Mert Gundogdu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Administrator

    Status
    Offline
    İsim
    Mert Gündoğdu
    Makina:
    5D Mark IV
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    30
    Mesajlar
    8.299

    Standart

    @Levent Abi;

    Bu tarz bir site açmak ne yazık ki Canon şartlarında imkansız diyebilirim.











    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.



    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.



    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.

  7. #27
    Mert Gundogdu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Administrator

    Status
    Offline
    İsim
    Mert Gündoğdu
    Makina:
    5D Mark IV
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    30
    Mesajlar
    8.299

    Standart

    @cabay;

    canonrumors'ta duyduklarınız yenilik değil dedikodu ve dedikoduların canon.com.tr üzerinde paylaşılmasını düşünmüyorsunuz diye düşünüyorum. Bunun dışında yurtdışında lansmanı yapılan ürünler aynı saatde canon.com.tr 'de de duyuruluyor.

    Hiç bir ürün çıkmadan önce hiç bir yetkili ağızdan bir şey duyamazsınız çünkü bunlar çok ciddi şekilde saklanan bilgiler. Japonya'da ürünleri üretenler dışında,Dünya çapında 50 kişi tarafından bilinen bilgiler diyelim. Zaten duyurulduğu zaman biz de burada ürünleri sizler için anlatıyoruz.











    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.



    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.



    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.

  8. #28
    Mert Gundogdu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Administrator

    Status
    Offline
    İsim
    Mert Gündoğdu
    Makina:
    5D Mark IV
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    30
    Mesajlar
    8.299

    Standart

    @Promote;

    Atalay abi selam,

    Bu konuda hiç bir rakip firmanın yapmadığı kadar eğitim, fotofest'e katıldığımızı söyleyebilirim. Eğer bunlara denk gelmediysen Canon Türkiye facebook hesabını takip edebilirsin. İlk aklıma gelenler İstanbul Foto Fest, İfsak Fotoğraf Festivalı, Bursa Foto Fest olarak sıralayabilirim.

    Bahsetmiş olduğun dergi konusu aynı Özşir abinin bahsettiği gibi imkansız bir konu. Ciddi bir ekip çalışması gerektiren işler. Günümüzde fiziksel fotoğraf dergisi bile bulamıyoruz.










    ihsas78 bunu beğendi.

    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.



    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.



    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.

  9. #29
    Mert Gundogdu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Administrator

    Status
    Offline
    İsim
    Mert Gündoğdu
    Makina:
    5D Mark IV
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    30
    Mesajlar
    8.299

    Standart

    Kaan Hocam selamlar,

    Explorers of Light Canon USA programı. Bizim tarafta Ambassadors ve Explorers olarak iki farklı mertebe var. Bunların kontrolu yurtdışından yapılıyor ve bir kişiyi ambassador ya da explorer yapmak gerçekten çok çok zor. Geçtiğimiz aya kadar Canon Türkiye Explorer'ımız Sinan Çakmak idi. Kendisiyle çeşitli etkinlikler gerçekleştirdik.

    Şöyle söyleyebilirim, yeni adayımızı Ağustos ayında sunduk. Ancak hala seçim süreci devam ediyor. Yurtdışında bu işle ilgilenen özel bir ekip var. Güner abi ve Onur abi'nin fotoğraflarına saygım sonsuz ancak bakılan tek şey sadece fotoğraf değil.










    aksoykaan bunu beğendi.

    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.



    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.



    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.

  10. #30
    Mert Gundogdu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Administrator

    Status
    Offline
    İsim
    Mert Gündoğdu
    Makina:
    5D Mark IV
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    30
    Mesajlar
    8.299

    Standart

    Gökhan hocam,

    bu konu hakkında aksiyon alacağız.











    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.



    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.



    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.

  11. #31
    Mert Gundogdu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Administrator

    Status
    Offline
    İsim
    Mert Gündoğdu
    Makina:
    5D Mark IV
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    30
    Mesajlar
    8.299

    Standart

    Dostlar,

    Ayrıca tüm yorumlara ek olarak bir antiparantez açmak istiyorum, önerileriniz gerçekten harika ancak, size fazla bir faydası olacak hizmetler değil ve yarın bir gün Canon ürün alırken siz yine kaçağa yöneleceksiniz

    Yani ben 100 tane de sergi açsam, Canon Dergi çıkarsam ya da takvim bastırtsam size faydası yok. Eğri oturup, doğru konuşalım

    Kendi faydanızı düşünüp yorumlarınızı öyle yapmanızı rica edeceğim










    ozsir ve ihsas78 bunu beğendi.

    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.



    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.



    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.

  12. #32
    aksoykaan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    CanonTURK Üyesi

    Status
    Offline
    İsim
    Kaan Aksoy
    Makina:
    Canon EOS 6D Mk.III :) + EOS 70D + Nikon F55 + Zenit 122
    Üyelik tarihi
    Jun 2014
    Yer
    Istanbul
    Yaş
    41
    Mesajlar
    2.112

    Standart

    O zaman indirim istiyoruz, Mert Hocam.

    Şöyle kulüp kart gibi birşey olsa mesela...
    Canon ürünlerini indirimle alsak.

    Örneğin, Rusya'da bazı mağaza zincirlerinde kullanılan kulüp kart sistemi gibi... ücretsiz ya da (TL bazında) 5-10 liraya üye oluyorsunuz. Bu kartta kayıtlı mağazalardan, bayilerden alışverişleriniz kayıt altına alınıyor. İlk başta %2-3 gibi bir indirim ile başlanıyor. Bir üyenin kartında 1000 TL birikince indirim %5 oluyor. 3000 TL birikince %10 oluyor. 7000 TL birikince %15 oluyor, vs. vs. ve bu %25-35 mertebesinde indirimlere kadar gidiyor. Her yılda da kartın biriken hesabını sıfırlamıyorlar, ama olunan % indirim seviyesine göre yıllık bir alışveriş limiti olmazsa bir kademe % düşüyor sonraki yıl, vs. vs.

    Canon Türkiye Club Card gibi birşey yapılabilir mesela.










    BRL65 ve dmrhuso bunu beğendi.

    > Geniş açı, evreni topyekün sizin önünüze koyar. Telefoto ise, size binlerce farklı evreni getirir.
    >> EOS 6D vs. EOS 70D - FF gövdelerin yakına dokunuşu, Crop gövdelerin uzağa erişimi ...
    >>> ... becerikli telefoto Tamron SP 150-600mm VC, gizli inci Sigma 120-300mm OS Sport, şiir gibi geniş açı Sigma 35mm Art, tilt-shift'in ekonomi sınıfı Samyang T-S 24mm ...

  13. #33
    CanonTURK Üyesi

    Status
    Offline
    İsim
    ugur us
    Makina:
    Canon 6D + 5D Mark II
    Üyelik tarihi
    Apr 2012
    Yer
    izmir ve antalya
    Yaş
    34
    Mesajlar
    399

    Standart

    Ne kadar mümkün olur bilmiyorum ama , bu ülke şartlarında çok zor. yurtdışı fiyatları ile aradaki uçurumun azalması herkesin temennisi.
    Özellikle yurtdışından getirip satanlara , yada bi yakını vasıtası ile yurtdışından getirenlere , spot vs arasındaki fiyat farkı azalmasını isteriz.

    Mesela ben MacbookPro almıştım 2014 yılı aralık ayında. aynı cihaz amerika ve honkong apple store a göre 100 lira daha ucuz idi. çok iyi hatırlıyorum. bende hemen aldım. şu an nasıldır nedir bilmiyorum . ama oldu. bir keresinde de vatanbilgisayarddan 85mm lens aldım . oda spot fiyatı ile aynıydı.

    Biliyorum çok zor ben yada başkaları buraya yazmasada gönülden geçen bu . ama bazı firmalar yurtdışı ve yurtiçi fiyatı arasında çok fark olmuyor. bazen tr fiyatı daha iyi hesaplı olduğu bile oluyor. bunun ile ilgili bir kaç örnek yazabilirim başıma gelen. belki sizlere de denk gelmiştir.


    birde eliimizdeki eski makina ve lensleri faturalı yada faturasız temiz yada yıpranmış , yenisi ile değiştirmek. elimizdekinin fiyatı çok öldürmeden , yeni aldığımızıda hesaplı indirimli almak. hani uğraşsak 1200 - 1300 e satacağımıza canon 1000 liraya saysın. ama yenisini satarken ekstra indirim yapsın. vs vs.

    sanırım çok imkansız değil bunlar.










    BRL65 bunu beğendi.
    CANON FF 6D + 5D Mark II + 24-70F4 +24-105F4 +50mm1.4 + 85mm1.8 + 70-200F4IS canon 600 ex-rt ve 2yongnue 600EX-RT+Yongnuo YN-E3-RT+ ve paraflaşlar MacbookPro2014+Lightroom5.7+6.1 PhotoshopCC 2014

    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.

  14. #34
    mlhplt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Canonturk Üyesi

    Status
    Offline
    İsim
    Melih Polat
    Makina:
    Nikon D810 Canon 550D IR
    Üyelik tarihi
    May 2011
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    811

    Standart

    Mert tekrar selam,

    Şimdi yazacaklarım biraz kendini beğenmişlik gibi gözükebilir ancak samimiyetime inanmanı rica ediyorum. Çok uzun bir süre sayılmaz ama şuana kadar 3 firmada maaşlı çalıştım ve şuanda kendi işimi yapıyorum. Çalıştığım 3 firma da Türkiye'nin veya dünyanın en büyük firmaları idi. Birisi yerel (Sabancı Holding), diğer ikisi uluslararası (birisi ABD'li Fortune 50 firması diğeri ise her yıl dünyanın en büyük 3 firmasından birisi oluyor) firmalardı. Bunlarda pazarlara çok değişik yaklaşımlar gördüm ve hangi stratejilerin iş yaptığı hangilerinin iş yapmadğını bizzat görebildim.

    Öncelikle firmaların şunları çok iyi anlaması gerekiyor:
    1- Başlangıçta para harcamadan para kazanılmıyor. Buradaki başlangıçtan kastım firmanın kurulması değil, uzun vadeli geliştirdiği bir stratejinin başlangıcı. Bu stratejinin tutması için para harcamak şart.
    2- Ne kadar büyük olursan ol, ne kadar pazar lideri olursan ol kuralları (tekel değilsen) pazar belirler ve sen pazarın dinamiklerine ayak uyduramazsan pazar payı kaybetmeye ve/veya mahkumsun.

    Şimdi yaşadığım tecrübelerden bahsedeceğim. Bu firmaların yönetim manteliteleri ve organizasyon şemaları birbirinden çok farklıydı. Sabancı adeta bir askeriye gibiydi, ast-üst vs ve çok üst düzeyde bir yönetici değilseniz inanın hiçbir şeye yetkiniz yok. Öyle olunca hep 1 kişiyi bazı şeylere ikna etmeye çalışıyorduk. Burada anlayacağın memur gibi bir çalışma ortamı vardı ve her yıl benzer pazar payı ile firma yoluna devam ederdi. Ne sektör dinamiklerinden çok uzaktık ne de yeniliklerimizle fark yaratabiliyorduk. Çalışanlar da memur zihniyetli olunca zaten kimsenin böyle bir beklentisi de yoktu bundan dolayı çalışma ortamı rahattı.

    ABD menşeili olanda ise durum çok farklıydı. Öncelikle firmanın TR ayağı yolsuzluk soruşturmasından geçtiği için (bilmeyenler için firma ABD'de borsaya kote olduğundan TR'deki yolsuzluk firmanın ABD'de ceza yemesi için yeterli bir sebeptir) organizasyon yapısı darma dağındı. Ben işe başlarken bunu bilmiyordum. Neyse işe başladıktan sonra bir baktım ki 7 kişinin görevi bende birikmiş müdür desen yok, ülkeye Hindistanlı geçici genel müdür atamışlar. Benim görevim kağıt üzerinde satış mühendisiydi ama bağlı olduğum kişi bir İngiliz Executive Vice President idi. Yani adama ben raporluyodum, bölgede bulunan diğer 7 ülkenin genel müdürleri raporluyodu bir de öyle acaip bir yapı vardı (fşrmanın toplam çalışan sayısı 110 bin). Neyse adam yolsuzluk sebebiyle Türkiye'deydi zaten uzun bir süredir. Şirkette ortam darma duman, ayrılanlar kovulanlar vs o kadar kaotik bir durum var ki siparişler ne durumda ne olacak ne bitecek kapanacak mı yola devam mı edecek her şey belirsiz. Ama ABD'den bir hedefler geliyor, USD bazında bir önceki seneye göre büyüme vermiş adamlar. Ben bağlı olduğum EVP'yi bu işin böyle olmayacağına inandırmak durumundaydım ki inandırdım. Çünkü marka çok büyük, acaip bilinen ve pazar payı olan bir marka. Ama git gide pazar payı düşüyordu. Adamların yaklaşımı şu, satış adedi düşüyorsa toplam karlılığı korumak için iki şey yapabiliriz: 1- Eleman çıkarıp maliyet kısarız. 2 - Aynı ürünleri daha pahalıya satarız. Ancak o iş öyle olmuyor. Bir firmanın karlılığını artırabilmesi için muhakkak ve muhakkak satış adetlerini artırması en doğru yoldur. Pazarda fiyatlarda düşüş trendi varken sen karlılık hedeflerin tutmuyor diye fiyatları artırırsan silinmeye mahkumsun. İkna çabalarım sonucunda çok kısa sürede 750 bin USD'lik bir iş bağlamayı başarmıştım ki o sektör için çok büyük bir rakamdı. Adamlar da anladı her ülkenin kendine göre farklı dinamikleri var, ABD'den düşünüp karar verdiğin strateji fiyasko olabiliyor.
    Son çalıştığım ve aralarındaki en büyük olan firmada ise artık yüzyıllara dayanan bilgi ve tecrübe vardı. Hem pazara sürdüğü ürünlerdeki liderliği hem de tecrübesi bir arada olunca hem dünyada hem Türkiye'de pazar lideriydik. Ancak bu hiçbir zaman bir rehavete sebep olmuyordu çünkü buna göre de agresif hedef alıyorduk. USD bazında yıllık yüzde 10-15 büyüme alıyorduk ki TL'ye vurunca her yıl %30-40 büyüme yapıyordu ama başarıyorduk. Nasıl mı? Ülke dinamiklerine göre yatırımlar ve satış stratejileri geliştirerek. Örnek veriyorum, Türkiye'de de Almanya'da da İngiltere'de de fabrikalar vardı. Buradaki fabrika eleman gideri olarak low cost sayıldığı için giriş segment ürünlerin çoğu burada üretilir Avrupa'ya da buradan ihraç edilirdi. Ama yüksek teknoloji ürünleri de biz Almanya'dan İngiltere'den falan alırdık. Fiyatlama noktasında ise aynı ürünün satış fiyatı hemen hemen her zaman Almanya ve İngiltere'de bizdekine göre daha yüksek olurdu bunda sadece operasyonel giderlerin yüksek olması sebep değil. Oradaki alım gücünün buraya göre daha yüksek olması sebebiyleydi bu durum.

    Şimdi bir çoğu gereksiz baya şey yazdıktan sonra fotoğraf piyasasıyla ilgili yukarıdaki düşüncelerime dayanarak yorumlarımı yazacağım:

    Şimdi distribütörden alınan bir DSLR veya lens ile spot alımın arasındaki en temel farklar nedir?

    1- Fiyat
    2- Garanti

    Şimdi iki maddeyi birbirinden bağımsız düşünelim. Ben bugüne kadar aldığım ilk Canon 400D kit hariç tüm makinaları ya ikinci el ya da spot sıfır aldım. Neden mi? Sen buradaki herkesten daha iyi biliyorsundur ki bir ekipmanda kronik sorun yoksa kolay kolay arıza vermiyor yani garantiye işin düşmüyor. Yani Canon'un 2 yıl garantisine karşılık insanlar "ya zaten bunlara bir şey olmuyor" yaklaşımıyla spot ürün almakta çekince görmüyorlar. Mesela cep telefonunda durum öyle değil, Samsung'un garantili ve spot satış fiyatı arasında çok ciddi fark vardır muhtemelen çünkü o cihazlar çok daha hassas ve insanlar garantiye ihtiyaç duyuyor. Durum öyle olunca aradaki %15-20 neyse fazla fiyatı ödemeye imtina etmiyor. Ama fotoğraf piyasasında buna ediliyor. Peki garanti kısmında nasıl bir iyileşme olabilir? Burada da yazılmıştı ama bir kere insanlar yanında fatura vs hiçbir şey olmasa bile bir database ile ürünün seri numarasından garanti kontrolü yapılabilir (ikinci el aldığım satıcının söylediğine göre garantisi devam eden Nikon makinamın shutter arızası oldu Karfo'da database üzerinden seri numarası kontrolü ile makinayı tespit edip tamir edip 3 günde bana vermişlerdi ki ne fatura ne bir şey yoktu bende). Kullanıcıya yüklenilen hataların gerçekten kullanıcı hatası olup olmadığı bizzat incelenebilir. Ve bence fark yaratacak en önemli yer garanti süresini 5 yıl yapabilirsiniz ki 5 yıl bir çok kullanıcı için garantili ürün almaya teşvik edebilecek bir neden bence. Şimdi burada satış sonrası hizmetler maliyeti artacak diye düşünebilrsin garanti süresi uzadığı için ama zaten dediğim gibi bu ürünlerin çok da fazla bir satış sonrası hizmet gideri yok çünkü kolay kolay bozulmuyorlar kendi kendilerine.

    Fiyat konusu da her ne kadar bir şey yapamayız desen de çok çok önemli çünkü biz düşük gelir grubu bir ülkeyiz. Şu tarz bir karşılaştırmayı uluslarası firmalarda çalıştığım için rahatça yapabiliyorum: Eşdeğer 3 mühendis Türkiye'de 5000 TL maaş alıyorsa ABD'de yaklaşık 5000 USD, Almanya'da 4000 Euro maaş alıyor. Şimdi 5D Mark 4'ü ele alalım. TR fiyatı şuan 16.000 TL gözüküyor yani toplam 3.2 maaşını buna vermesi gerekiyor kişinin. ABD'deki için ürün 3300 USD yani 0.66 maaş veriyor. Almanya'daki ise 2800 Euro yani 0.7 maaş. Maaş eşleniklerinin yanı sıra her birini USD cinsine çevirsek en fakir yine Türk mühendis. Ama Canon diyor ki "valla kardeş sen hem en fakirsin hem de ben en pahalıya sana satarım yapacak bir şey yok". Bence bu mantalite üzgünüm ama doğru değil. Bunun tam tersi şöyle bir durum da var, Türkiye'nin nüfusu çok da az değil yani burası çok da küçük bir pazar sayılmaz. Bu pazarın büyük çoğunluğu garantili ürün yerine spot ürüne yöneliyor, bunu tersine çevirmek biraz da firmaların elinde. Birim karlılığı daha düşük tutarak hem penetrasyonu artırabilir hem de toplam karlılığını artırabilir. Canon ve Nikon globalde bana göre fosil yönetime sahip firmalar ve benim yukarıda bahsettiğim ABD şirketi gibi bir yönetim biçimi var. Ama bunları değiştirmek de muhakkak ki Türkiye'deki belli yöneticilerin elindedir. Üstlerini ikna ederek bazı şeylerin daha farklı olabileceğine inandırabilirler.

    Çok uzun yazdım, yazdıklarımın çoğu gereksiz aslında ama en sonda yazdıklarımı geçmişte hangi tecrübelere dayandırdığımı anlatmaya çalıştım. Umarım az da olsa faydası olur.

    Selamlar.










    Nikon D810, Nikon 14-24 f2.8, Nikon 50mm f1.8G, Nikon 85mm f1.8G
    Canon 550D (IR Modifiyeli), 18-135 STM

    melihpolat.com

  15. #35
    yuceldeniz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    CanonTURK Üyesi

    Status
    Offline
    İsim
    Yücel DENİZ
    Makina:
    Canon 5D Mark II , CANON 16-35mm 2.8 II L
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Yer
    DENİZLİ
    Yaş
    43
    Mesajlar
    483

    Standart

    Uğraşımız oldukça maliyetli,dipsiz kuyu misali.
    Elimde 5D mark 2 var. Malum yıl olarak eski,cihaz olarak yeni,ihtiyaç olarak fazlasıyla iş gören bir cihaz. Bilgi,görgü arttıkça daha ince çekimler yapmak istiyor insan haliyle. 6D mark 2 için (Model kesinlikle hedef alınmıyor sadece zamansal olarak denk geldiği için yazıyorum)beklentilerim/iz üst düzeyde idi. Bununla ilgili forumumuzda ki tartışmalarda konuşulanların büyük etkisi olduğunu da düşünüyorum..Nedir?Yüksek çözünürlük,doğru ölçümler,döner ekran,daha uzun giden pil,sağdan soldan aramak zorunda kalmayacağım hafıza kartı vs.vs...Biz Canon dan şunu bekledik,ilk modeldeki hataların-eksikliklerin,malzeme yapısının bir sonraki modelde giderilmiş olarak önümüze gelmesini ve hatta fiyat farkı olacaksa yeni bir teknolojik eklenti. Sonuç? Sonuç ortada. Fiyat?
    Canon şunu bilmeli,evet biz bu markayı seviyoruz ancak çocuk değiliz. Belli bir kitleyiz ve imkanlar fazla olduğu için herhangi bir eğitim/bilgi bir tık uzağımızda. Hal böyle iken ve biz iyi teknolojiye makul düzeyde para ödemeye hazır iken neden oyun oynar gibi aynı modeli süsleyip önümüze koyuyor? Forumda başlık açmanız üzerine size özelden mark 4 fiyatı sordum. Bir daha sorarak hatırlatmak zorunda kaldım,cevap verdiniz. Aldığım fiyatı, cihazı alabileceğim diğer yerlerden en az %20 fazla yazdınız ve indirimli fiyatın bu olduğunu belirttiniz. Olabilir,ticarettir malın fiyatı bellidir,alıcı işine gelirse alır,gelmezse benim gibi bakar. Elimde harcayacağım bütçe vardı gittim laptop aldım,bitti. Pazar,başka yöne kaydı. Canon ne yapabilir?Mark 4 ü en az D850 ayarında beklerdim. Olmadı, fiyatta gerçek damping beklerdim. 6D mark 2 yi 8500tl den piyasaya sokarken en az mark 4 ayarında bir cihaz beklerdim. Buna bir şey yapılamıyor mu? O zaman söylenecek çok şey var ama bu kadar yeter..Belki bir katkımız olur...










    ozsir, BRL65 ve marlin bunu beğendi.
    Canon 5D Mark II,
    Canon 16-35mm II , f2.8

    MANZARA AVCISI


    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.

  16. #36
    avmbk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    CT Gaziantep Üyesi

    Status
    Offline
    İsim
    Metin Burak Kınacılar
    Makina:
    5D Mark IV
    Üyelik tarihi
    Oct 2010
    Yer
    Gaziantep
    Yaş
    33
    Mesajlar
    3.300

    Standart

    Biraz daha sosyelleşip sahalara inmesi gerekiyor diğer markalar gibi birebir eğitimler yarışmalar kamplar olmalı.. İnsanların deneme imkanı olmalı.. sadece ,marka anlamında, kullanıcıların bloglarından denemeleri izleme imkanımız oluyor.. Bu nedenle markanın sahaya inip sosyleşmesi ve marka temsilciliği oluşturması gerekiyor.










    marlin bunu beğendi.
    5D Mark IV

  17. #37
    aksoykaan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    CanonTURK Üyesi

    Status
    Offline
    İsim
    Kaan Aksoy
    Makina:
    Canon EOS 6D Mk.III :) + EOS 70D + Nikon F55 + Zenit 122
    Üyelik tarihi
    Jun 2014
    Yer
    Istanbul
    Yaş
    41
    Mesajlar
    2.112

    Standart

    Alıntı mlhplt Nickli Üyeden Alıntı
    Mert tekrar selam,

    Şimdi yazacaklarım biraz kendini beğenmişlik gibi gözükebilir ancak samimiyetime inanmanı rica ediyorum. Çok uzun bir süre sayılmaz ama şuana kadar 3 firmada maaşlı çalıştım ve şuanda kendi işimi yapıyorum. Çalıştığım 3 firma da Türkiye'nin veya dünyanın en büyük firmaları idi. Birisi yerel (Sabancı Holding), diğer ikisi uluslararası (birisi ABD'li Fortune 50 firması diğeri ise her yıl dünyanın en büyük 3 firmasından birisi oluyor) firmalardı. Bunlarda pazarlara çok değişik yaklaşımlar gördüm ve hangi stratejilerin iş yaptığı hangilerinin iş yapmadğını bizzat görebildim.

    Öncelikle firmaların şunları çok iyi anlaması gerekiyor:
    1- Başlangıçta para harcamadan para kazanılmıyor. Buradaki başlangıçtan kastım firmanın kurulması değil, uzun vadeli geliştirdiği bir stratejinin başlangıcı. Bu stratejinin tutması için para harcamak şart.
    2- Ne kadar büyük olursan ol, ne kadar pazar lideri olursan ol kuralları (tekel değilsen) pazar belirler ve sen pazarın dinamiklerine ayak uyduramazsan pazar payı kaybetmeye ve/veya mahkumsun.

    Şimdi yaşadığım tecrübelerden bahsedeceğim. Bu firmaların yönetim manteliteleri ve organizasyon şemaları birbirinden çok farklıydı. Sabancı adeta bir askeriye gibiydi, ast-üst vs ve çok üst düzeyde bir yönetici değilseniz inanın hiçbir şeye yetkiniz yok. Öyle olunca hep 1 kişiyi bazı şeylere ikna etmeye çalışıyorduk. Burada anlayacağın memur gibi bir çalışma ortamı vardı ve her yıl benzer pazar payı ile firma yoluna devam ederdi. Ne sektör dinamiklerinden çok uzaktık ne de yeniliklerimizle fark yaratabiliyorduk. Çalışanlar da memur zihniyetli olunca zaten kimsenin böyle bir beklentisi de yoktu bundan dolayı çalışma ortamı rahattı.

    ABD menşeili olanda ise durum çok farklıydı. Öncelikle firmanın TR ayağı yolsuzluk soruşturmasından geçtiği için (bilmeyenler için firma ABD'de borsaya kote olduğundan TR'deki yolsuzluk firmanın ABD'de ceza yemesi için yeterli bir sebeptir) organizasyon yapısı darma dağındı. Ben işe başlarken bunu bilmiyordum. Neyse işe başladıktan sonra bir baktım ki 7 kişinin görevi bende birikmiş müdür desen yok, ülkeye Hindistanlı geçici genel müdür atamışlar. Benim görevim kağıt üzerinde satış mühendisiydi ama bağlı olduğum kişi bir İngiliz Executive Vice President idi. Yani adama ben raporluyodum, bölgede bulunan diğer 7 ülkenin genel müdürleri raporluyodu bir de öyle acaip bir yapı vardı (fşrmanın toplam çalışan sayısı 110 bin). Neyse adam yolsuzluk sebebiyle Türkiye'deydi zaten uzun bir süredir. Şirkette ortam darma duman, ayrılanlar kovulanlar vs o kadar kaotik bir durum var ki siparişler ne durumda ne olacak ne bitecek kapanacak mı yola devam mı edecek her şey belirsiz. Ama ABD'den bir hedefler geliyor, USD bazında bir önceki seneye göre büyüme vermiş adamlar. Ben bağlı olduğum EVP'yi bu işin böyle olmayacağına inandırmak durumundaydım ki inandırdım. Çünkü marka çok büyük, acaip bilinen ve pazar payı olan bir marka. Ama git gide pazar payı düşüyordu. Adamların yaklaşımı şu, satış adedi düşüyorsa toplam karlılığı korumak için iki şey yapabiliriz: 1- Eleman çıkarıp maliyet kısarız. 2 - Aynı ürünleri daha pahalıya satarız. Ancak o iş öyle olmuyor. Bir firmanın karlılığını artırabilmesi için muhakkak ve muhakkak satış adetlerini artırması en doğru yoldur. Pazarda fiyatlarda düşüş trendi varken sen karlılık hedeflerin tutmuyor diye fiyatları artırırsan silinmeye mahkumsun. İkna çabalarım sonucunda çok kısa sürede 750 bin USD'lik bir iş bağlamayı başarmıştım ki o sektör için çok büyük bir rakamdı. Adamlar da anladı her ülkenin kendine göre farklı dinamikleri var, ABD'den düşünüp karar verdiğin strateji fiyasko olabiliyor.
    Son çalıştığım ve aralarındaki en büyük olan firmada ise artık yüzyıllara dayanan bilgi ve tecrübe vardı. Hem pazara sürdüğü ürünlerdeki liderliği hem de tecrübesi bir arada olunca hem dünyada hem Türkiye'de pazar lideriydik. Ancak bu hiçbir zaman bir rehavete sebep olmuyordu çünkü buna göre de agresif hedef alıyorduk. USD bazında yıllık yüzde 10-15 büyüme alıyorduk ki TL'ye vurunca her yıl %30-40 büyüme yapıyordu ama başarıyorduk. Nasıl mı? Ülke dinamiklerine göre yatırımlar ve satış stratejileri geliştirerek. Örnek veriyorum, Türkiye'de de Almanya'da da İngiltere'de de fabrikalar vardı. Buradaki fabrika eleman gideri olarak low cost sayıldığı için giriş segment ürünlerin çoğu burada üretilir Avrupa'ya da buradan ihraç edilirdi. Ama yüksek teknoloji ürünleri de biz Almanya'dan İngiltere'den falan alırdık. Fiyatlama noktasında ise aynı ürünün satış fiyatı hemen hemen her zaman Almanya ve İngiltere'de bizdekine göre daha yüksek olurdu bunda sadece operasyonel giderlerin yüksek olması sebep değil. Oradaki alım gücünün buraya göre daha yüksek olması sebebiyleydi bu durum.

    Şimdi bir çoğu gereksiz baya şey yazdıktan sonra fotoğraf piyasasıyla ilgili yukarıdaki düşüncelerime dayanarak yorumlarımı yazacağım:

    Şimdi distribütörden alınan bir DSLR veya lens ile spot alımın arasındaki en temel farklar nedir?

    1- Fiyat
    2- Garanti

    Şimdi iki maddeyi birbirinden bağımsız düşünelim. Ben bugüne kadar aldığım ilk Canon 400D kit hariç tüm makinaları ya ikinci el ya da spot sıfır aldım. Neden mi? Sen buradaki herkesten daha iyi biliyorsundur ki bir ekipmanda kronik sorun yoksa kolay kolay arıza vermiyor yani garantiye işin düşmüyor. Yani Canon'un 2 yıl garantisine karşılık insanlar "ya zaten bunlara bir şey olmuyor" yaklaşımıyla spot ürün almakta çekince görmüyorlar. Mesela cep telefonunda durum öyle değil, Samsung'un garantili ve spot satış fiyatı arasında çok ciddi fark vardır muhtemelen çünkü o cihazlar çok daha hassas ve insanlar garantiye ihtiyaç duyuyor. Durum öyle olunca aradaki %15-20 neyse fazla fiyatı ödemeye imtina etmiyor. Ama fotoğraf piyasasında buna ediliyor. Peki garanti kısmında nasıl bir iyileşme olabilir? Burada da yazılmıştı ama bir kere insanlar yanında fatura vs hiçbir şey olmasa bile bir database ile ürünün seri numarasından garanti kontrolü yapılabilir (ikinci el aldığım satıcının söylediğine göre garantisi devam eden Nikon makinamın shutter arızası oldu Karfo'da database üzerinden seri numarası kontrolü ile makinayı tespit edip tamir edip 3 günde bana vermişlerdi ki ne fatura ne bir şey yoktu bende). Kullanıcıya yüklenilen hataların gerçekten kullanıcı hatası olup olmadığı bizzat incelenebilir. Ve bence fark yaratacak en önemli yer garanti süresini 5 yıl yapabilirsiniz ki 5 yıl bir çok kullanıcı için garantili ürün almaya teşvik edebilecek bir neden bence. Şimdi burada satış sonrası hizmetler maliyeti artacak diye düşünebilrsin garanti süresi uzadığı için ama zaten dediğim gibi bu ürünlerin çok da fazla bir satış sonrası hizmet gideri yok çünkü kolay kolay bozulmuyorlar kendi kendilerine.

    Fiyat konusu da her ne kadar bir şey yapamayız desen de çok çok önemli çünkü biz düşük gelir grubu bir ülkeyiz. Şu tarz bir karşılaştırmayı uluslarası firmalarda çalıştığım için rahatça yapabiliyorum: Eşdeğer 3 mühendis Türkiye'de 5000 TL maaş alıyorsa ABD'de yaklaşık 5000 USD, Almanya'da 4000 Euro maaş alıyor. Şimdi 5D Mark 4'ü ele alalım. TR fiyatı şuan 16.000 TL gözüküyor yani toplam 3.2 maaşını buna vermesi gerekiyor kişinin. ABD'deki için ürün 3300 USD yani 0.66 maaş veriyor. Almanya'daki ise 2800 Euro yani 0.7 maaş. Maaş eşleniklerinin yanı sıra her birini USD cinsine çevirsek en fakir yine Türk mühendis. Ama Canon diyor ki "valla kardeş sen hem en fakirsin hem de ben en pahalıya sana satarım yapacak bir şey yok". Bence bu mantalite üzgünüm ama doğru değil. Bunun tam tersi şöyle bir durum da var, Türkiye'nin nüfusu çok da az değil yani burası çok da küçük bir pazar sayılmaz. Bu pazarın büyük çoğunluğu garantili ürün yerine spot ürüne yöneliyor, bunu tersine çevirmek biraz da firmaların elinde. Birim karlılığı daha düşük tutarak hem penetrasyonu artırabilir hem de toplam karlılığını artırabilir. Canon ve Nikon globalde bana göre fosil yönetime sahip firmalar ve benim yukarıda bahsettiğim ABD şirketi gibi bir yönetim biçimi var. Ama bunları değiştirmek de muhakkak ki Türkiye'deki belli yöneticilerin elindedir. Üstlerini ikna ederek bazı şeylerin daha farklı olabileceğine inandırabilirler.

    Çok uzun yazdım, yazdıklarımın çoğu gereksiz aslında ama en sonda yazdıklarımı geçmişte hangi tecrübelere dayandırdığımı anlatmaya çalıştım. Umarım az da olsa faydası olur.

    Selamlar.


    Melih Hocam,

    Benim de şu başlıkta yazdığımı tam detayları ile farklı bir yönden tarif etmişsiniz aslında...
    .
    http://www.canonturk.com/fotograf-makinesi-tavsiyeleri/35535-ithalatci-mi-distributor-mu.html#post468410
    ...tercüman olmuşsunuz dediklerime bir nevi.












    mlhplt bunu beğendi.

    > Geniş açı, evreni topyekün sizin önünüze koyar. Telefoto ise, size binlerce farklı evreni getirir.
    >> EOS 6D vs. EOS 70D - FF gövdelerin yakına dokunuşu, Crop gövdelerin uzağa erişimi ...
    >>> ... becerikli telefoto Tamron SP 150-600mm VC, gizli inci Sigma 120-300mm OS Sport, şiir gibi geniş açı Sigma 35mm Art, tilt-shift'in ekonomi sınıfı Samyang T-S 24mm ...

  18. #38
    Sebastian - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Canonturk Üyesi

    Status
    Offline
    İsim
    Gökhan Yazıcı
    Makina:
    Canon 6D
    Üyelik tarihi
    Dec 2010
    Yer
    istanbul
    Yaş
    33
    Mesajlar
    1.603

    Standart

    Servis olayı sadece kameraya özgü değil. Çoğu elektronik üründe var.

    Samsung Türkiye garantili akıllı saatimin dokunmatik camı kalktı dururken servise veriyorum 20 iş günü sonunda ürüne hiç birşey yapılmadan yazılım güncelledik diyerekten geri gönderiliyor mesela.
    Böyle servis olurmu? ABD de böyle birşey yapsınlar direk tüketici mahkemede soluğu alır.

    Servis hizmeti böyle olursa biz neden garantili ürün alıp daha fazla para verelim ki diye bir algı oluşuyorki bu konuda tüketicilerin %99 haklı.
    Canon bu konuda kullanıcısına güven versin, ben kimsenin spot ürünlere kaçacağını sanmıyorum.

    Benim spot a yönelmemdeki tek sebep budur. Kendim de teknisyen olduğum için arızalı bir ürünü servise gönderdiğimde karşımdaki kişinin benden bile bilgisiz olduğuna çok şahit olduğum için artık güvenim kalmıyor.










    Serdaryus ve BRL65 bunu beğendi.

    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.


    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.




  19. #39
    marlin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    CanonTURK Üyesi

    Status
    Offline
    İsim
    Kutlukhan Aras
    Makina:
    Yashica Electro 35, Yashica TL Electro ITS, Canon EOS 300, Canon EOS 80D Canon Powershot G-16 Sony A 6000 Yashinon 45 mm. f 1.7 Yashinon 55 mm. f 1.2, Canon 28-90 f 4-5.6, Canon 24-105 mm f4, Canon 70-300 mm. f 4-5.6, Canon 50 mm. f 1.8 STM, Canon 10-18 mm. f 4.5-5.6 Canon Speedlite 430EX II, Electra Soft flash
    Üyelik tarihi
    Sep 2014
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    171

    Standart

    Alıntı yuceldeniz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Uğraşımız oldukça maliyetli,dipsiz kuyu misali.
    Elimde 5D mark 2 var. Malum yıl olarak eski,cihaz olarak yeni,ihtiyaç olarak fazlasıyla iş gören bir cihaz. Bilgi,görgü arttıkça daha ince çekimler yapmak istiyor insan haliyle. 6D mark 2 için (Model kesinlikle hedef alınmıyor sadece zamansal olarak denk geldiği için yazıyorum)beklentilerim/iz üst düzeyde idi. Bununla ilgili forumumuzda ki tartışmalarda konuşulanların büyük etkisi olduğunu da düşünüyorum..Nedir?Yüksek çözünürlük,doğru ölçümler,döner ekran,daha uzun giden pil,sağdan soldan aramak zorunda kalmayacağım hafıza kartı vs.vs...Biz Canon dan şunu bekledik,ilk modeldeki hataların-eksikliklerin,malzeme yapısının bir sonraki modelde giderilmiş olarak önümüze gelmesini ve hatta fiyat farkı olacaksa yeni bir teknolojik eklenti. Sonuç? Sonuç ortada. Fiyat?
    Canon şunu bilmeli,evet biz bu markayı seviyoruz ancak çocuk değiliz. Belli bir kitleyiz ve imkanlar fazla olduğu için herhangi bir eğitim/bilgi bir tık uzağımızda. Hal böyle iken ve biz iyi teknolojiye makul düzeyde para ödemeye hazır iken neden oyun oynar gibi aynı modeli süsleyip önümüze koyuyor? Forumda başlık açmanız üzerine size özelden mark 4 fiyatı sordum. Bir daha sorarak hatırlatmak zorunda kaldım,cevap verdiniz. Aldığım fiyatı, cihazı alabileceğim diğer yerlerden en az fazla yazdınız ve indirimli fiyatın bu olduğunu belirttiniz. Olabilir,ticarettir malın fiyatı bellidir,alıcı işine gelirse alır,gelmezse benim gibi bakar. Elimde harcayacağım bütçe vardı gittim laptop aldım,bitti. Pazar,başka yöne kaydı. Canon ne yapabilir?Mark 4 ü en az D850 ayarında beklerdim. Olmadı, fiyatta gerçek damping beklerdim. 6D mark 2 yi 8500tl den piyasaya sokarken en az mark 4 ayarında bir cihaz beklerdim. Buna bir şey yapılamıyor mu? O zaman söylenecek çok şey var ama bu kadar yeter..Belki bir katkımız olur...
    Yücel Bey yazdıklarınıza sonuna kadar katılıyorum. Canon ne kadar zamandır piyasanın büyük bir bölümünü elinde tutmuş olmanın ve lens yelpazesinin genişliğini kullanarak kelimenin tam anlamıyla yerse mantığıyla makine üretiyor. Sizin de belirttiğiniz gibi eski modelleri süsleyip süsleyip yeni diye piyasaya sürüyorlar. Forumda daha önce de zaman zaman yazdığım gibi diğer birçok farklı marka (Sony, Fuji, Olympus) performansları ve üzerlerindeki yazılımları sebebi ile Canon'un oldukça ötesindeler. Birçok marka/modelde gövde üzerindeki bu yazılımlar sayesinde çoğu zaman PS müdahalesine bile gerek kalmıyor. Canon'un benim gözümdeki tek artısı lens yelpazesi ve spot piyasadaki fiyatlarının uygunluğu. Fakat işin tezat tarafı da spottan alanların üzerinde çok daha yüksek fiyattan resmi garantili ürün almaları konusunda bir baskı var almayanlara da suçlu muamelesi yapılıp her türlü destekten yoksun bırakılıyor. Kendi adıma ben o fiyatları verdikten sonra niye Canon kullanayım ki, Canon' un bu üretim ve fiyat politikaları sonucu herhalde başka markalara yelken açacağım gibi.










    BRL65 bunu beğendi.

  20. #40
    BRL65 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    CanonTURK Üyesi

    Status
    Offline
    İsim
    Birol Erkan
    Makina:
    Canon 60D - Tamron 17-50 non Vc f/2.8 , Canon 50mm. f/1.8 ve Pixel Mago Flash , Phottix 80cm. 5in1 Reflektör ...
    Üyelik tarihi
    Dec 2013
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    51
    Mesajlar
    432

    Standart

    Alıntı mlhplt Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Mert tekrar selam,

    Şimdi yazacaklarım biraz kendini beğenmişlik gibi gözükebilir ancak samimiyetime inanmanı rica ediyorum. Çok uzun bir süre sayılmaz ama şuana kadar 3 firmada maaşlı çalıştım ve şuanda kendi işimi yapıyorum. Çalıştığım 3 firma da Türkiye'nin veya dünyanın en büyük firmaları idi. Birisi yerel (Sabancı Holding), diğer ikisi uluslararası (birisi ABD'li Fortune 50 firması diğeri ise her yıl dünyanın en büyük 3 firmasından birisi oluyor) firmalardı. Bunlarda pazarlara çok değişik yaklaşımlar gördüm ve hangi stratejilerin iş yaptığı hangilerinin iş yapmadğını bizzat görebildim.

    Öncelikle firmaların şunları çok iyi anlaması gerekiyor:
    1- Başlangıçta para harcamadan para kazanılmıyor. Buradaki başlangıçtan kastım firmanın kurulması değil, uzun vadeli geliştirdiği bir stratejinin başlangıcı. Bu stratejinin tutması için para harcamak şart.
    2- Ne kadar büyük olursan ol, ne kadar pazar lideri olursan ol kuralları (tekel değilsen) pazar belirler ve sen pazarın dinamiklerine ayak uyduramazsan pazar payı kaybetmeye ve/veya mahkumsun.

    Şimdi yaşadığım tecrübelerden bahsedeceğim. Bu firmaların yönetim manteliteleri ve organizasyon şemaları birbirinden çok farklıydı. Sabancı adeta bir askeriye gibiydi, ast-üst vs ve çok üst düzeyde bir yönetici değilseniz inanın hiçbir şeye yetkiniz yok. Öyle olunca hep 1 kişiyi bazı şeylere ikna etmeye çalışıyorduk. Burada anlayacağın memur gibi bir çalışma ortamı vardı ve her yıl benzer pazar payı ile firma yoluna devam ederdi. Ne sektör dinamiklerinden çok uzaktık ne de yeniliklerimizle fark yaratabiliyorduk. Çalışanlar da memur zihniyetli olunca zaten kimsenin böyle bir beklentisi de yoktu bundan dolayı çalışma ortamı rahattı.

    ABD menşeili olanda ise durum çok farklıydı. Öncelikle firmanın TR ayağı yolsuzluk soruşturmasından geçtiği için (bilmeyenler için firma ABD'de borsaya kote olduğundan TR'deki yolsuzluk firmanın ABD'de ceza yemesi için yeterli bir sebeptir) organizasyon yapısı darma dağındı. Ben işe başlarken bunu bilmiyordum. Neyse işe başladıktan sonra bir baktım ki 7 kişinin görevi bende birikmiş müdür desen yok, ülkeye Hindistanlı geçici genel müdür atamışlar. Benim görevim kağıt üzerinde satış mühendisiydi ama bağlı olduğum kişi bir İngiliz Executive Vice President idi. Yani adama ben raporluyodum, bölgede bulunan diğer 7 ülkenin genel müdürleri raporluyodu bir de öyle acaip bir yapı vardı (fşrmanın toplam çalışan sayısı 110 bin). Neyse adam yolsuzluk sebebiyle Türkiye'deydi zaten uzun bir süredir. Şirkette ortam darma duman, ayrılanlar kovulanlar vs o kadar kaotik bir durum var ki siparişler ne durumda ne olacak ne bitecek kapanacak mı yola devam mı edecek her şey belirsiz. Ama ABD'den bir hedefler geliyor, USD bazında bir önceki seneye göre büyüme vermiş adamlar. Ben bağlı olduğum EVP'yi bu işin böyle olmayacağına inandırmak durumundaydım ki inandırdım. Çünkü marka çok büyük, acaip bilinen ve pazar payı olan bir marka. Ama git gide pazar payı düşüyordu. Adamların yaklaşımı şu, satış adedi düşüyorsa toplam karlılığı korumak için iki şey yapabiliriz: 1- Eleman çıkarıp maliyet kısarız. 2 - Aynı ürünleri daha pahalıya satarız. Ancak o iş öyle olmuyor. Bir firmanın karlılığını artırabilmesi için muhakkak ve muhakkak satış adetlerini artırması en doğru yoldur. Pazarda fiyatlarda düşüş trendi varken sen karlılık hedeflerin tutmuyor diye fiyatları artırırsan silinmeye mahkumsun. İkna çabalarım sonucunda çok kısa sürede 750 bin USD'lik bir iş bağlamayı başarmıştım ki o sektör için çok büyük bir rakamdı. Adamlar da anladı her ülkenin kendine göre farklı dinamikleri var, ABD'den düşünüp karar verdiğin strateji fiyasko olabiliyor.
    Son çalıştığım ve aralarındaki en büyük olan firmada ise artık yüzyıllara dayanan bilgi ve tecrübe vardı. Hem pazara sürdüğü ürünlerdeki liderliği hem de tecrübesi bir arada olunca hem dünyada hem Türkiye'de pazar lideriydik. Ancak bu hiçbir zaman bir rehavete sebep olmuyordu çünkü buna göre de agresif hedef alıyorduk. USD bazında yıllık yüzde 10-15 büyüme alıyorduk ki TL'ye vurunca her yıl 0-40 büyüme yapıyordu ama başarıyorduk. Nasıl mı? Ülke dinamiklerine göre yatırımlar ve satış stratejileri geliştirerek. Örnek veriyorum, Türkiye'de de Almanya'da da İngiltere'de de fabrikalar vardı. Buradaki fabrika eleman gideri olarak low cost sayıldığı için giriş segment ürünlerin çoğu burada üretilir Avrupa'ya da buradan ihraç edilirdi. Ama yüksek teknoloji ürünleri de biz Almanya'dan İngiltere'den falan alırdık. Fiyatlama noktasında ise aynı ürünün satış fiyatı hemen hemen her zaman Almanya ve İngiltere'de bizdekine göre daha yüksek olurdu bunda sadece operasyonel giderlerin yüksek olması sebep değil. Oradaki alım gücünün buraya göre daha yüksek olması sebebiyleydi bu durum.

    Şimdi bir çoğu gereksiz baya şey yazdıktan sonra fotoğraf piyasasıyla ilgili yukarıdaki düşüncelerime dayanarak yorumlarımı yazacağım:

    Şimdi distribütörden alınan bir DSLR veya lens ile spot alımın arasındaki en temel farklar nedir?

    1- Fiyat
    2- Garanti

    Şimdi iki maddeyi birbirinden bağımsız düşünelim. Ben bugüne kadar aldığım ilk Canon 400D kit hariç tüm makinaları ya ikinci el ya da spot sıfır aldım. Neden mi? Sen buradaki herkesten daha iyi biliyorsundur ki bir ekipmanda kronik sorun yoksa kolay kolay arıza vermiyor yani garantiye işin düşmüyor. Yani Canon'un 2 yıl garantisine karşılık insanlar "ya zaten bunlara bir şey olmuyor" yaklaşımıyla spot ürün almakta çekince görmüyorlar. Mesela cep telefonunda durum öyle değil, Samsung'un garantili ve spot satış fiyatı arasında çok ciddi fark vardır muhtemelen çünkü o cihazlar çok daha hassas ve insanlar garantiye ihtiyaç duyuyor. Durum öyle olunca aradaki -20 neyse fazla fiyatı ödemeye imtina etmiyor. Ama fotoğraf piyasasında buna ediliyor. Peki garanti kısmında nasıl bir iyileşme olabilir? Burada da yazılmıştı ama bir kere insanlar yanında fatura vs hiçbir şey olmasa bile bir database ile ürünün seri numarasından garanti kontrolü yapılabilir (ikinci el aldığım satıcının söylediğine göre garantisi devam eden Nikon makinamın shutter arızası oldu Karfo'da database üzerinden seri numarası kontrolü ile makinayı tespit edip tamir edip 3 günde bana vermişlerdi ki ne fatura ne bir şey yoktu bende). Kullanıcıya yüklenilen hataların gerçekten kullanıcı hatası olup olmadığı bizzat incelenebilir. Ve bence fark yaratacak en önemli yer garanti süresini 5 yıl yapabilirsiniz ki 5 yıl bir çok kullanıcı için garantili ürün almaya teşvik edebilecek bir neden bence. Şimdi burada satış sonrası hizmetler maliyeti artacak diye düşünebilrsin garanti süresi uzadığı için ama zaten dediğim gibi bu ürünlerin çok da fazla bir satış sonrası hizmet gideri yok çünkü kolay kolay bozulmuyorlar kendi kendilerine.

    Fiyat konusu da her ne kadar bir şey yapamayız desen de çok çok önemli çünkü biz düşük gelir grubu bir ülkeyiz. Şu tarz bir karşılaştırmayı uluslarası firmalarda çalıştığım için rahatça yapabiliyorum: Eşdeğer 3 mühendis Türkiye'de 5000 TL maaş alıyorsa ABD'de yaklaşık 5000 USD, Almanya'da 4000 Euro maaş alıyor. Şimdi 5D Mark 4'ü ele alalım. TR fiyatı şuan 16.000 TL gözüküyor yani toplam 3.2 maaşını buna vermesi gerekiyor kişinin. ABD'deki için ürün 3300 USD yani 0.66 maaş veriyor. Almanya'daki ise 2800 Euro yani 0.7 maaş. Maaş eşleniklerinin yanı sıra her birini USD cinsine çevirsek en fakir yine Türk mühendis. Ama Canon diyor ki "valla kardeş sen hem en fakirsin hem de ben en pahalıya sana satarım yapacak bir şey yok". Bence bu mantalite üzgünüm ama doğru değil. Bunun tam tersi şöyle bir durum da var, Türkiye'nin nüfusu çok da az değil yani burası çok da küçük bir pazar sayılmaz. Bu pazarın büyük çoğunluğu garantili ürün yerine spot ürüne yöneliyor, bunu tersine çevirmek biraz da firmaların elinde. Birim karlılığı daha düşük tutarak hem penetrasyonu artırabilir hem de toplam karlılığını artırabilir. Canon ve Nikon globalde bana göre fosil yönetime sahip firmalar ve benim yukarıda bahsettiğim ABD şirketi gibi bir yönetim biçimi var. Ama bunları değiştirmek de muhakkak ki Türkiye'deki belli yöneticilerin elindedir. Üstlerini ikna ederek bazı şeylerin daha farklı olabileceğine inandırabilirler.

    Çok uzun yazdım, yazdıklarımın çoğu gereksiz aslında ama en sonda yazdıklarımı geçmişte hangi tecrübelere dayandırdığımı anlatmaya çalıştım. Umarım az da olsa faydası olur.

    Selamlar.
    Melih bey , yazdıklarınızn her kelimesine katılıyorum ve imzamı atıyorum ...











    mlhplt bunu beğendi.
    Canon Eos 60D Body , Tamron 17-50 f:1.8 non Vc , Canon 50mm. f:1.8 , Pixel Mago Flaş , Phottix 80cm. 5in1 Reflektör ...

Sayfa 2/3 İlkİlk 123 SonSon

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0